|
Reklam: {mosgoogle} M
M (M.,) Bofor Hava Sembolleri Sisteminde 'pus' için kullanılan kısaltma.
M (M.,) Muson Hava Kütlesi için kullanılan kısaltma
MAESTRO (MAESTRO) Adriyatik Denizinde esen kuzey batılı rüzgara verilen isim. Akdeniz'de, özellikle Sardinya ve Korsika kıyılarında esen kuzey batılı rüzgarlar için de bu isim kullanılır.
MAK SAYISI (MACH NUMBER) Hava içerisinde, sürtünmeli ortamda hareket eden cisimler için önem taşıyan bir sayı. Hava içerisinde hareket halinde olan cismin hızının, aynı sıcaklıktaki ses hızına oranını gösterir bir katsayı. Hava içerisinde bulunan su buharı oranı dikkate alınmazsa, sesin hızı hava sıcaklığının karesi ile doğru orantılı olarak değişir. Standart atmosferde, sesin hızı, 0 feet ve 15 °C'de, saatte 762 mil, 37 000 feette ve -56.5 °C'de, saatte 660 mildir.
MAKEREL GÖKYÜZÜ (MACKEREL SKY) Arasındaki boşluklardan mavi gökyüzünün görülebildiği, muntazam dalgalar halinde sıralanmış, yuvarlak görünüşlü, parçalı, uskumru balığının sırtına benzer görüntü sergileyen, azda olsa dikey genişlemesi olan, buz kristallerinden oluşmuş cirrocumuluslarla kaplı gökyüzü için kullanılan bir benzetme.
MAKROİKLİM (MACROCLIMATE) İçerisindeki küçük, yöresel iklim farklılıkları göz ardı edildiğinde, bir bütün olarak çok geniş bir alanı kapsayan genel iklim. Makro iklim bilgileri bu geniş alan içerisinde yer alan büyük klima istasyonları aracılığıyla derlenir.
MAKROKLİMATOLOJİ (MACROCLIMATOLOGY) Makro iklim alanlarıyla ilgilenen, bu alanlardaki iklim analizlerini yapan, makro iklimle ilgilenen bilim dalı.
MAKROMETEOROLOJİ (MACROMETEOROLOGY) Genel sirkülasyonu anlamaya ve açıklamaya yönelik olarak büyük ölçekli hava değişimlerini ortaya koyabilmek amacıyla, haftalar ve ayları içeren uzun bir sürede yapılan hava ile ilgili çalışmalar. Veya; yeryüzünün çok geniş bir alanını/tamamını etkileyen meteorolojik olaylar üzerinde yapılan çalışmalara verilen isim. Mikro meteorolojinin tersi.
MAKROÖLÇEK (MACROSCALE) Yeryüzü üzerinde yatay eksende 200 km veya daha fazla bir alanı kapsayan bölümde gerçekleşen meteorolojik olayları belirtmede kullanılan bir terim. Bir kıtayı kapsayacak büyüklükteki bu alanda rüzgar sirkülasyonu veya bulut örtüsü gibi meteorolojik olaylar izlenebilir.
MAKROPATLAMA (MACROBURST) Etrafındaki 4 kilometre veya daha fazla alanda etkisi hissedilen, geniş, aşağı yönde hava hareketi. Oluşumu bu şekilde olan hasar verici rüzgarlara verilen genel isim.
MAKSİMUM TERMOMETRE (MAXIMUM THERMOMETER) En son icrasından/indirgenmesinden sonra otomatik olarak en yüksek sıcaklığı gösteren, hazneye yakın kısmı daraltılmış cıvalı bir termometre. Birçok değişik tipi vardır. Yatay konumda tutulan termometrede, hava sıcaklığı arttığında genleşen cıva daraltılmış tüp boğazından geçer ama hava sıcaklığı düştüğünde büzülen cıva geri hazneye dönmez. Tüp içindeki cıva sütunun en üst ucu o günkü en yüksek hava sıcaklığını gösterir. Okuma işlemi tamamlanıp değer alındıktan sonra elle sallanarak tüp içerisindeki civanın hazneye dönmesi sağlanır (icra/indirgeme işlemi) ve bir sonraki gün en yüksek hava sıcaklığını ölçmek için termometre hazır hale getirilir.
MAKSİMUM VORTISITI (VORTICITY MAXIMUM) Akışkanların vortisiti alanlarının maksimum olduğu alanı veya vortisitinin merkezi için kullanılan terim.
MAKSİMUM/EN YÜKSEK (MAXIMUM) Belirli bir gözlem süresi içerisinde, sıcaklık, basınç veya rüzgar hızı gibi meteorolojik değerlerin ulaştığı en yüksek nokta.
MALOJA RÜZGARI (MALOJA WIND) İsviçre'de Engadine ve Bergell vadileri arasındaki Maloja geçidinde esen rüzgarlara verilen isim. Engandine'nin üst taraflarından aşağı doğru gün boyunca eser ve geceye kadar devam eder. Bu rüzgarın esme yönü dağ rüzgar oluşum sistemi teorisine ters düşmektedir. Açıklaması ise Bergell'i aşan rüzgarların bu vadide de etkili olması şeklinde yapılmaktadır.
MAMMATO/MEMELİ KÜMÜLÜS (MAMMATOCUMULUS) Cumulonimbus mammatus olarak kullanılan terim, bulut tabanının altında kese veya memeye benzer bulut parçacıklarının görüldüğü Cb'leri tanımlamada kullanılır. Bu tür bulutlar kuvvetli hava olaylarına neden olmazlar ama fırtınaların habercisidir.
MAMMATUS/MEMELİ (MAMMATUS) Alt seviyelerinde keseler veya memeler şeklinde bulut oluşumuna sahip bulut cinsleri için kullanılan terim. Özellikle, stratocumulus ve cumulonimbus bulutlarının alt seviyelerinde veya örs görünümlü gelişme bulutlarının altında gözlenen meme veya kese benzeri bulut oluşumlarını örsün üzerinde Cb'nin dağılımıyla oluşan Cirrus bulutlarıyla beraber görmekte olasıdır.
MANOMETRE (MANOMETER) Gazların basıncını ölçmekte kullanılan alet. Çok farklı yapıda olmalarına rağmen en fazla kullanılanı içerisinde cıva veya benzeri sıvı bulunan iki ucu açık 'U' şeklinde bir tüptür. Açık ucun birisi serbest atmosfer tarafında tutulurken diğer uç ölçülmek istenen gazın borusuna bağlanır. Basınç değeri iki uç arasındaki seviye farkından elde edilir.
MANYETİK ALAN (MAGNETIC FIELD) Her bir noktasında belirgin şekilde manyetik gücün var olduğu uzay parçasına verilen isim.
MANYETİK EKVATOR (MAGNETIC EQUATOR) Yerküre üzerinde manyetik ibrenin, göstergenin yatay kaldığı, yukarıya kalkmadığı çizgi. Manyetik ekvatorda gücün manyetik hatları yataydır.
MANYETİK ELEMANLAR (MAGNETIC ELEMENTS) Yerkürenin manyetik alanını aşağıda belirtilen üç sayısal değer karakterize eder: A) Astronomik meridyen ile manyetik meridyen arasındaki açıya bağlı olarak manyetik zayıflama; Gerçek kuzeye göre manyetik meridyenin doğuya veya batıya doğru uzanmasına bağlı olarak azalma ve zayıflama gerçekleşir. B) Artma, manyetik gücün çizgisinin yatayla yaptığı açıya bağlıdır. C) Yatay bileşen olarak manyetik yoğunluk genellikle hesaplanabilir.
MANYETİK KUTUPLAR (MAGNETIC POLES) Manyetik meridyenlerin birleştiği yerküre üzerindeki iki nokta. Coğrafi kutuplarla aynı yerde değildir, küçük sapmalar olmasına rağmen tam tersi tarafında da değildir.
MANYETİK MERİDYEN (MAGNETIC MERIDIAN) Yatay manyetik güç hatlarının yönlerinin birleştiği, bir araya geldiği yerküre üzerindeki çizgi.
MANYETOGRAF (MAGNETOGRAPH) Yerküre üzerindeki manyetik alanların devamlı şekilde kaydını sağlamak için kullanılan alet. Manyetograflarda üç mıknatıs, eksenleri ile yatay şekilde boşlukta tutulmaktadır. Mıknatıslardan birisinin ekseni manyetik meridyen doğrultusunda, ikincisinin ekseni manyetik meridyene dik, üçüncüsü ise dikey düzlemde hareket edebilmektedir. Mıknatıslardan ilki sapmayı, ikincisi yatay kuvveti, üçüncüsü ise dikey kuvveti göstermeye duyarlıdır.
MARJİNAL/MİNİMUM GÖREREK UÇUŞ KURALLARI (MARGINAL/MINIMUM VISUAL FLIGHT RULES - (MVFR)) Pilotun yerde tahmin ettiği genel hava koşullarını içeren kavram. MVFR'nin kriterlerinin anlamı, 1000 ile 3000 feet arası bulut tavanı ve/veya 3 ile 5 mil görüştür. IFR (Instrumental Flight Rules) yani aletle uçuş kurallarının zıt anlamlısıdır.
MARSTEN KARESİ (MARSDEN SQUARE) Okyanuslar üzerindeki meteorolojik bilgilerin coğrafi konumlarını tanıtmak için kullanılan bir sistem. Sistem, Mercator projeksiyonlu dünya haritasını 10° enlem ve 10°boylam şeklinde (10°X10°) karelere bölmek suretiyle gerçekleştirilmiştir. Her kare de kendi içinde yüz eşit parçaya bölünüp 1'den 100'e kadar numaralandırılmıştır. Kare içerisinde bir nokta rakamlarla verilir ve verilen rakamlardan ilki enlemi diğeri de boylamı gösterir. Böylece rakamlar kullanılmak suretiyle okyanus içerisindeki bir nokta kolayca saptanmış olur.
GİDİŞ (MARCH) Gün, ay veya yıl boyunca herhangi bir meteorolojik elemandaki ilerleme/değişme için kullanılan bir terim. Sıcaklık için bu terim kullanıldığında anlaşılan; sabahtan itibaren hava sıcaklığının artmaya başladığı, öğle sonrasında maksimum değere ulaşıp akşama doğru ve gece boyunca azalıp gün doğmadan az önce minimum değere düştüğü şeklindedir.
MASA ÖRTÜSÜ (TABLECLOTH) Güney Afrika'daki Masa Dağlarının sivri tepeleri üzerinde görülen ve dünyada tek başına oluşan bulutlara en iyi örnek olarak gösterilebilecek doruk bulutlarına verilen yerel isim. Masa bulutlarının romanlara geçecek kadar güzel bir görüntüsü vardır. Özellikle yaz aylarında tırmanan sıcak ve nemli havanın oluşturduğu masa bulutları oldukça yoğun bir bulut görüntüsü oluşturur.
MAT (TRANSLUCENT) Saydam olmayan fakat ışığın içerisinden geçmesine izin verecek kadar geçirgen olan nesneler için kullanılan sıfat.
MATANUSKA RÜZGARI (MATANUSKA WIND) Alaska'da Matanuska Irmağı vadisi boyuca özellikle kış mevsiminde esen hamleli, kuvvetli kuzeydoğulu rüzgarlara verilen isim.
MAVİ BUZ (BLUE ICE) Sahip olduğu büyük moleküller nedeniyle ışığı çok iyi yansıttığı için mavi renkte görünen, büyük kütleli saf buzul. Buz ne kadar saf olursa mavi rengi de o kadar belirgindir.
Mb (Mb.,) Basınç ölçü birimi olan milibar için kullanılan kısaltma.
MEDIOKRİS/ORTA (MEDIOCRIS) Latince'de 'orta' anlamına gelen bulut türü. Orta büyüklükte, kısmen dikine yayılan ve tepeleri oldukça küçük çıkıntılar gösteren cumulus bulutları için kullanılır.
MEGA/MEGADİN SICAKLIK (MEGATEMPERATURE (or MEGADYNE TEMPERATURE)) Havanın standart basıncı olan 1000 milibara adyabatik olarak indirilmesiyle elde edilen sıcaklık yani diğer adıyla potansiyel sıcaklıktır.
MEGABARYE (MEGABARYE) 1 000 000 baryeye eşit olan güç birimi.
MEGADİN (MEGADYNE) 1 000 000 dine eşit olan basınç birimi. Santimetrekarede bir mega dinlik basınç, bir bara veya 1000 milibara eşittir.
MEGATERMAL BÖLGE (MEGATHERMAL ZONE) Köppen'in sınıflandırmasına göre sürekli yüksek sıcaklık ve aşırı yağış isteyen tropik bitkilere uygun, kış mevsiminin hiç yaşanmadığı yeryüzü parçası.
MELTEM (BREEZE) Konveksiyon kaynaklı, gece ve gündüz ile yerel yer şekilleri farklılıklarından kaynaklanan hafif veya orta kuvvette rüzgar. Bu rüzgarlar, gece ve gündüz, kara ile deniz arasında veya vadi ile tepe arasında düzenli olarak yön değiştirerek eserler. Deniz, kara, vadi, dağ ve buzul meltemi olmak üzere beş ayrı sınıfta incelenebilir. Bu rüzgarların oluşmasındaki temel neden; iki nokta arasında, güneş ışınlarını farklı derecede emmeden kaynaklanan sıcaklık farkının oluşmasıdır.
MEMELİ BULUT ((MAMMATUS) POCKY CLOUD) Alt seviyelerinde keseler veya memeler şeklinde bulut oluşumuna sahip bulut cinsleri için kullanılan terim. Özellikle, stratocumulus ve cumulonimbus bulutlarının alt seviyelerinde veya örs görünümlü gelişme bulutlarının altında gözlenen meme veya kese benzeri bulut oluşumlarını örsün üzerinde Cb'nin dağılımıyla oluşan Cirrus bulutlarıyla beraber görmekte olasıdır.
MENUSKÜS (MENISCUS) Bir tüp içerisinde gözlenen sıvının üst ucundaki bombeli yüzeyi. Sıvının cinsine göre iç veya dışbükey şeklinde olabilir. Civa cama bulaşmadığı, yapışmadığı için dışbükey, su ise cama yapıştığı için içbükey durumdadır. Civalı barometrelerde birisi haznede diğeri de tüpte olmak üzere iki tane menüsküs vardır. Menüsküsler gerek barometrelerde gerekse termometrelerde oldukça önemlidir. İster içbükey isterse dışbükey olsun değer okunurken menüsküsün tam ortası alınır.
MERCEK BULUTLAR (LENTICULAR CLOUD) Aşağı yukarı birbirlerinde ayrı parçalar halinde olan, düz mercek veya bademe benzeyen, dış hatları kesin olarak belli olan bulutlara verilen isim. Bu bulutlar engebelerden kaynaklanan rüzgar dalgalanmalarının bir sonucu olarak oluşur ve engebenin kuytu tarafında aşağı doğru hareketli türbülansın olduğunu gösterir. Orografik bir olayın sonucudur. Mercek terimi daha çok cirrocumulus, altocumulus ve stratocumulus tipi bulutlarla beraber kullanılır. Fön rüzgarlarının görüldüğü her türlü coğrafi alanda bu tür bulutları görmek olasıdır.
MERİDYENEL CEPHE (MERIDIONAL FRONT) Yeni Zelanda'da kuzey-güney ekseninde düz şekilde uzanan bir çeşit cephe.
MERKEZİ BASINC (CENTRAL PRESSURE) Yüksek veya alçağın tam merkezinde olan, yer kartında, deniz seviyesine indirgenmiş basınca göre, yüksek basınçta en yüksek değere, alçak basınçta ise en düşük değere sahip olan yer.
MERKEZKAÇ KUVVETİ (CENTRIFUGAL FORCE) Dönen sistemlerde, kütleyi dönme ekseninden dışarıya doğru iten kuvvet. Bu kuvvet ekvatora doğru gidildikçe artar ve 1'e ulaşır, kutuplara gidildikçe ise azalır ve tam kutup noktasında '0' olur. Atmosfer içerisinde hareket eden bir hava parselinin yönünü etkileyen kuvvetlerden birisidir. Bu kuvvetin tam zıt yönünde ise basınç gradyan kuvveti vardır. Bu kuvvetin temelinde de, yine her etkende olduğu gibi yerçekimi kuvveti, dünyanın kendi etrafında dönüşü ve dünyanın eksenindeki eğiklik vardır.
METAL BAROMETRE (ANEROID BAROMETER) Atmosferik basıncı ölçmede kullanılan alet. İlk defa, 1843'de Vidie tarafından geliştirilmiştir ve herhangi bir sıvı içermez. Temel şekliyle, içinin havası boşaltılmış, ince ince ve yol yol kıvrımlı bir maden kapsülden oluşur. Kapsülün üzerine etki eden hava basıncı ileticiler yoluyla göstergeden izlenir hale getirilir. Maden kapsül ya fosfor bronzdan ya da berilyum bakırdan yapılmıştır. Taşınabilirliği özelliğiyle cıvalı barometrelere tercih edilir fakat metalin elastikiyeti, kullanılan yay ve iletici düzeneklerden kaynaklanabilecek hataları ortadan kaldırmak için zaman zaman cıvalı barometrelerle hatasının karşılaştırılması gerekir. Yazıcısına "aneroidograph" adı verilir.
METAL TERMOMETRELERDE SIVI (LIQUID IN METAL THERMOMETER) Genleşme özellikli, sıcağa duyarlı sıvının metal kutu içinde bulundurulmasıyla yapılan termometre çeşidi. Çelik kutu içinde cıva modelli termometreler en sık görülenidir.
METAN (METHANE) Atmosferde oldukça az bulunan, kimyasal formülü CH4 olan gaz. Metan gazı biyolojik ürünlerin çürümesiyle atmosfere katılır ve ozon gazı tarafından da yok edilir. Metan gazının atmosferde yaşama ömrü yaklaşık olarak 15 yıl kadardır.
METAR (METAR) 'METerological Aerodrome Report' kavramının kısaltması (Uçuş Rotası Hava Raporu). Yer meteorolojik veri raporları için tüm gerekleri yerine getiren önemli bir gözlem kodudur. Bir METAR'da en az aşağıdaki bilgilerin verilmesi gereklidir: Rüzgar, görüş, pist görüş uzaklığı, halihazır hava, gökyüzü durumu, sıcaklık, işba sıcaklığı ve altimetrik basınç.
METEOGRAM (METOGRAM) Avrupa Orta Vadeli Tahminler Merkezi'nden (ECMWF) alınan 10 günlük hava tahmini içeren diyağramlar için kullanılan terim. Histogram ve grafiklerle 10 günlük bir süre için bulutluluk miktarı, 850 Mb. nispi nem oranı, 6 saatlik sürelerde mm. olarak yağış miktarı, ortalama deniz seviyesine indirgenmiş basınç, knot cinsinden 10 m. rüzgarı ve yönü, ile 2 m. sıcaklığı ve 850 Mb. sıcaklığı verilmektedir. Meteogramın meteorolojide doğrudan kullanılma yani son kullanıcı tarafından doğrudan kullanılması doğru değildir çünkü ülkemizin orografisi ECMWF sistemlerinde tam olarak tanımlanamadığından mutlaka uzman bir meteorolojist tarafından değerlendirilip, yorumlanıp rapor haline getirildikten sonra kullanıcıya verilmesi gerekmektedir. Her şeye karşın 90'lı yılların en gözde ürünlerinde birisidir.
METEOR (METEOR) Genel anlamıyla, sıvı katı, görsel veya elektriksel olmak üzere atmosfer içerisinde yaşanan her türlü olaya verilen isim. Hidrometeor, Litometeor, Fotometeor ve Elektrometeor olmak üzere dört gruba ayrılır. Bunlardan atmosferde en fazla görüleni tartışmasız hidrometeordur. Uzaydan atmosfere giren bir meteoridin atmosfere girmesiyle sürtünmeden dolayı ateş şeklinde iz bırakması da meteor olarak isimlendirilir. Yine kayan yıldızları bu gruba dahil etmek mümkündür. Meteoritlerin bir kısmı yeryüzüne kadar inebilir.
METEORİT (METEORITE) Atmosfer içerisine girdiğinde sürtünmeden dolayı yanarak iz bırakan ve yeryüzüne ulaşabilecek kadar büyüklüğe sahip olan meteor.
METEOROGRAF (METEOROGRAPH) Basınç, sıcaklık, nem, yağış gibi birden fazla meteorolojik değişkeni ölçerek tek bir diyagram üzerine otomatik olarak kayıt eden alet. Üst seviye gözlemlerinde kullanılan, balonlar ucuna takılan otomatik kaydedici aletlere verilen isim. Günümüz anlamında meteorograf terimi, radyosonde balonlarının ucuna takılan, elektrik/radyo sinyalleriyle yer istasyonuna üst seviye bilgilerini aktaran aletler için kullanılmaktadır. Bazı yerlerde meteograf olarak ta isimlendirilmektedir.
METEOROGRAM (METEOROGRAM) Bir meteorograf tarafından kayıtlanan iki veya daha fazla meteorolojik eleman verilen isim. Bir veya bir grup istasyonun birkaç meteorolojik elemanının zaman serisinin diyagramlarla gösterimi. Cephesel geçişlerin belirlenebilmesi için saatlik hava raporlarından hazırlanan meteorolojik veri haritaları buna en açık örnektir.
METEOROLOJİ (METEOROLOGY) Atmosfer ve atmosferik olaylarla ilgilenen bilim dalı. Meteoroloji bilime de kendi içinde tarımsal meteoroloji, astrometeoroloji, uçuş meteorolojisi, dinamik meteoroloji, hidrometeoroloji, operasyonel, deniz, askeri, uygulamalı ve sinoptik meteoroloji gibi alt dallara ayrılır. Meteoroloji kelimesi, Yunanca 'meteoros', 'yüksek' ve 'logos' 'anlatmak' kelime bileşenlerinden türemiştir. Meteoroloji hava olaylarıyla ilgilendiği kadar, iklim, atmosferin fiziki, dinamik ve kimyasal özellikleri ile atmosfer ve yer arasındaki karşılıklı etkileşimle de ilgilenir. Meteoroloji, iklimbilim yani klimatolojiden ayrı tutulmalıdır çünkü klimatoloji aktüel hava koşullarıyla değil daha çok onların uzun süreli ortalamalarıyla ve iklim tipleriyle ilgilenir.
METEOROLOJİK (ISI) EKVATOR (METEOROLOGICAL EQUATOR) Yeryüzünde en yüksek ortalama yıllık sıcaklığa sahip yerleri birleştiren eğriye verilen isim. Meteorolojik ekvator, Atlantik ve Pasifik Okyanusları hariç, coğrafi ekvatorun kuzeyinden geçer. Meteorolojik ekvatoru oluşturan ortalama yıllık en yüksek sıcaklıklar karalar üzerinde okyanuslara göre yaklaşık olarak 5 °C daha yüksektir. Ekvatoru da içeren 10° Kuzey paraleli en yüksek sıcaklık ortalamasına sahiptir bu nedenle be enleme 'termal' veya 'ısı' ekvatoru adı da verilir.
METEOROLOJİK ELEMANLAR (METEOROLOGICAL ELEMENTS) Herhangi bir yer ve zamanda havanın durumunu belirlemeye yarayan altı önemli meteorolojik değişken için kullanılan terim. Bu değişkenler şunlardır: Hava sıcaklığı, barometrik basınç, rüzgar hızı/yönü, nem, bulutluluk miktarı/cinsi ve yağış. Bu ana meteorolojik elemanlara gerektiğinde ayırt edici özellikler olarak, güneşlenme, görüş uzaklığı, radyasyon, hale, oraj, serap ve şimşekte eklenebilir.
METEOROLOJİK KEŞİF UÇUŞU (METEOROLOGICAL RECONNAISSANCE FLIGHT) Yer rasatlarının yetersiz olduğu yerlerde, özellikle denizler ve okyanuslarda, meteorolojik bilgi elde etmek amacıyla yapılan uçuşlar. Uçuş yolu üzerinde elde edilen meteorolojik bilgiler RECCO kodu ile rapor edilir. Günümüzde uydu teknolojisi gelişmiş olduğundan bu tür gözlemlere fazla gereksinim duyulmamaktadır.
METEOROLOJİK OPTİK (METEOROLOGICAL OPTICS) Atmosfer içerisinde gerçekleşen tüm optik olaylarla, bu olayların nedenleri ve sonuçlarıyla ilgilenen bilim dalı. Gökyüzünün, bulutların ve hidrometeorların rengi, atmosfer içerisinde ışığın yansıması, kırılması ve dağılması bu bilim dalının ilgi alanıdır. Atmosferik optik ile eş anlamlıdır.
METEOROLOJİK RAPOR (REPORT, METEOROLOGICAL) Meteoroloji konusunda yetkili kişi ve birimler tarafından hazırlanmış hava durumuna ilişkin her türlü hava raporu için kullanılan genel bir terim.
METEOROLOJİK SEMBOL (METEOROLOGICAL SYMBOL) Herhangi bir meteorolojik olayı, hidrometeoru, hava durumu veya hava haritaları üzerindeki bir bilgiyi sembolize eden, simgeleyen karakter, diyagramsal işaret, sayı veya harf. Semboller ilk defa J.A. Lambert tarafından 1771'de sadece bulutlar, yağmur, kar, sis ve oraj için kullanılmıştır. Daha sonra Meteoroloji Topluluğu tarafından yeniden düzenlenmiştir. Smithson Meteoroloji Tablosu sadece 31 sembolü içerir. Günümüzde, meteorolojik olayları sembolize eden 99 adet işaret kullanılmaktadır.
METEOROLOJİST (METEOROLOGIST) Atmosfer ve atmosfer olayları üzerinde çalışan kişilere verilen unvan. Bu unvan hava tahminleriyle uğraşan, hava tahminlerinin hazırlandığı birimlerde çalışan kişiler için de kullanılmaktadır.
METRE (METER) M.K.S sisteminde kullanılan uzunluk ölçü birimi. Kuzey yarımkürede ekvatorla kuzey kutbu arasında yer alan enlemlerden Fransa-Paris üzerinden geçen enlemin uzunluğunun on milyonda biri oranında bir ölçü. Bu ölçüye temel oluşturan referans metre, Sevr'de Uluslararası Ağırlık ve Ölçü Bürosunda 0°C sıcaklıkta korunan platinyum-iridyum çubuktur. Santimetre-gram-saniye ölçü birimine göre, metrenin yüzde birine santimetre adı verilir.
MEVSİM (SEASON) Bitkilerin yıllık değişim süreci veya meteorolojik koşullar gibi yıllık yinelenen bazı doğal olayların baz alınarak belirlendiği yılın bölümü. Mevsimlerde kendi içinde bitkisel, meteoroloji ve diğer olaylar baz alınarak değişik kişiler tarafından alt bölümlere ayrılabilmektedir. Mevsimlerin sayısı Malezya'da olduğu gibi kültürlerden de etkilenmektedir ve onlarda sadece iki mevsim vardır. Orta kuşakta yaşayan bizler için bitkilerin ekimi, olgunlaşması veya hasat edilmesi ile değişen meteorolojik koşullara göre, kış, ilkbahar, yaz ve sonbahar olmak üzere dört mevsim vardır. Labradorda yaşayan Eskimolar için sadece yaz ve kış olmak üzere iki mevsim vardır. Burmada ise soğuk, sıcak ve yağışlı mevsimler vardır. Aynı durum Hintliler için de geçerlidir ve üç mevsim vardır: Soğuk veya kış mevsimi, sıcak veya geçiş mevsimi ile yağışlı veya muson mevsimi.
MEYVA BAHÇESİ ISITICISI (ORCHARD HEATER) Bitki ve meyve ağaçlarını dondan korumak amacıyla, sebze ve meyve bahçelerinde kullanılan her türlü ısıtma aracı. Kömür, petrol ve odun yakan herhangi bir ısıtıcı olabilir. Bu tür ısıtıcılar Toprak ve toprağa yakın seviyelerde radyasyon veya kondüksüyon (dokunma) yoluyla gerçekleşen ısı kaybını tamamlarlar.
MEZO ALÇAK (MESOLOW) Tek bir oraj büyüklüğünde, küçük alçak basınç merkezi. Bu tür alçak merkezlerin varlığı kuvvetli hava olaylarının başlaması için alt yapı oluşturur.
MEZO YÜKSEK (MESOHIGH) Soğuk dışarı doğru akışlar ve oraj yağmurlarının soğuttuğu havadan kaynaklanan, küçük bir alanı kapsayan yoğun yüksek basınç merkezi. Kabarcık yüksek olarak ta isimlendirilen bu yüksek basınç merkezlerinin kenarlarında kararsızlık hatları ve yapay soğuk cepheler gözlenir.
MEZOPOZ (MESOPAUSE) Mezosferin tepesi, üst tarafı için kullanılan bir terim. Yaklaşık yerden 80 km. yukarıdadır. Bu seviyenin varlığı en düşük sıcaklık değerinden ve sıcaklık enverziyonundan belli olur.
MEZOSFER (MESOSPHERE) Stratosferle iyonosfer arasında bulunan, yükseklikle sıcaklığın hızla düştüğü atmosfer tabakası. Yüksekliği değişiklik göstermesine karşın genellikle yerden 17 ile 80 km. yukarıda bulunur.
MEZOSİKLON (MESOCYCLONE) Süper çekirdeklerin güneybatı taraflarında bulunan ve fırtına büyüklüğünde bir dönüşe sahip olan alan için kullanılan terim. Mezo siklonun sirkülasyonu içinde geliştiği kasırgadan daha büyüktür. Doppler radarda çok rahat izlenebilen bir dönüşe sahiptir.
MEZOTERMAL İKLİM (MESOTHERMAL CLIMATE) Orta sıcaklıkta iklim çeşidi. Köppen sınıflandırmasında en soğuk ayın sıcaklık ortalaması - 3 °C'den 19 °C' ye kadar uzanan sıcaklığa sahip iklim. Bu koşullardaki iklim dünya üzerinde daha çok 30 ° ile 45 ° enlemleri arasında bulunur ama zaman zaman 60 ° enlemine kadar uzanabilir.
MİKRO İKLİM (MICRCLIMATE) Genel ve geniş bir alanın iklimi içinde farklılıklar sergileyen vadi, şehir, yerleşim yeri, konut,ormanlık alan veya mağara gibi küçük yerlerde gözlenen iklime verilen isim. Mikro iklim alanlarında yapılan iklimsel ölçümler hem kısa süreli aralıklarla hem de çok sık istasyonlarla (2 ile 10 km aralıklı) yapılmalıdır. Mikro iklim gözlemleri ırmak taşkınları ve bitki üzerine yapılan çalışmalarda önem taşır.
MİKRO İKLİMBİLİM (MICRCLIMATOLOGY) Küçük alanlar üzerinde yapılan detaylı iklim çalışmaları. Toprağın yapısı, toprak ikliminin yapısı, yükselti farkının o yerdeki etkisi incelenerek elde edilen bilgiler, taşkın kontrolleri, hangi tür bitkinin o yöreye uygun olduğu konularında kullanılır.
MİKRO/KÜÇÜK (MICRO) Yunanca 'micros' kelimesinden gelme ve 'küçük' anlamına gelen bir ön takı. Birimlerden önce kullanıldığında 'milyonda biri' anlamına gelir.
MİKROBAR (MICROBAR) Meteorolojide santimetrekarede bir dinlik basınca eşit olarak kullanılan, barın milyonda biri olan basınç ölçü birimi.
MİKROBAROGRAF (MICROBAROGRAPH) Genel kullanımlı barografların kaydedemeyeceği kadar küçük atmosferik basınç değişimlerini kaydetmek amacıyla geliştirilmiş oldukça duyarlı yazıcılı basınç ölçer aleti. Mikrobarografın diyagramına mikrobarogram adı verilir.
MİKROMETEOROLOJİ (MICROMETEOROLOGY) Tepe, yamaç, ormanlar, ırmak yatakları veya şehirler gibi küçük, dar alanlar üzerindeki meteorolojik koşullarda yaşanan değişiklerle ilgilenen meteoroloji dalı.
MİKROPATLAMA (MICROBURST) Orajdan aşağı doğru patlayan yerel etkili rüzgarlar için kullanılan terim. Süresi 5 dakikadan azdır ve çapı 4 km.yi geçmeyen bir alanda etkili olur. Oraj veya sağanaktan kaynaklanan kuvvetli ve aşağıya doğru olan yerel hava hareketi. Serin veya soğuk havanın dışarıya doğru gerçekleşen bu patlaması , yer ve yere yakın seviyelerde kuvvetli rüzgarla beraber hasar yaratır. Bazen bu hasarların boyutu tornado hasarına benzer. Aşağı doğru olan bu patlamalar yerde ani rüzgar yön ve hız değişikliklerine neden olur. 'Downburst' yani aşağı doğru hava hareketi patlaması olarak ta isimlendirilir.
MİKROPLÜVİOMETRE (MICROPLUVIOMETER) Genel amaçlı kullanılan yağış ölçerlerin kaydedemeyeceği kadar hafif yağışların kaydedilmesini sağlayan oldukça duyarlı yağış ölçer. En çok kullanılan tipi ise hareketli kağıt şeride sahip olan tipidir. Hareketli kağıt şerit üzerinde oluşabilecek en küçük nemlenme, çok küçük bir damlacık bile olsa, kimyasal olarak şeridin renginin değişmesine neden olmaktadır. Kağıt şerit incelendiğinde en küçük yağışın olduğu ve zamanı anlaşılmaktadır.
MİKROTERMAL İKLİM (MICROTHERMAL CLIMATE) Köppen iklim sınıflandırmasında, kutup noktalarında uzun, soğuk kışlar ve kısa yazların yaşandığı bölgelerin ekvatora bakan taraflarında yıllık ortalama sıcaklığın donma seviyesi üzerinde olduğu, az da olsa kozalaklı ağaçların yaşamasına uygun olan iklim çeşidi. Bu iklimde en soğuk ayın sıcaklık ortalaması -3 °C, en sıcak ayın sıcaklık ortalaması ise 10°C'dir. Mikro termal iklim, 40° ile 65° enlemleri arasında uzanan karaların iç ve doğu kısımlarında görülür.
MİL (MIL) Ateşli silahların kullanımı sırasında kullanılan ve 360 derecelik açının 1/6400'üne eşit olan açısal ölçü birimi. Tel ve kabloların çapını ölçmede kullanılan inçin binde birine eşit birim.
MİLİBAR (MILLIBAR) Barın binde birine eşit olan basınç birimi. Meteorolojide ise, santimetrekareye 1 000 dinlik bir güç olarak tanımlanır. Günümüzde atmosfer basıncı milibar ile ifade edilir ve standart atmosfer basıncı 1013 milibara eşittir.
MİNİMUM TERMOMETRE (MINIMUM THERMOMETER) En son icrasından/indirgenmesinden sonra otomatik olarak bulunduğu yerdeki en düşük hava sıcaklığını gösteren termometre. Cam tüp içindeki alkol ve yarım inç uzunluğunda iki ucu başlıklı indeksten oluşur. Yatay konumda tutulan termometrede, hava sıcaklığı arttığında haznedeki alkol yükselir ama e indeksi beraberinde götürmez yani e indeks alkol içinde kalır. Hava sıcaklığı düştüğünde ise büzülerek geri hazneye dönen alkol dönüşünde e indeksi de kendisiyle beraber hazneye doğru çeker. e İndeksin haznenin karşı tarafındaki ucundan okunan değer o yerin en düşük hava sıcaklığıdır. Cam tüp içindeki alkolün üst ucundan okunan değer ise her zaman halihazır sıcaklığı gösterir. Her sıcaklık okumasından sonra e indeks alkolün ucuna gelecek şekilde icra edilmelidir.
MİNİMUM/EN DÜŞÜK (MINIMUM) Sıcaklık, basınç veya rüzgar hızı gibi herhangi bir değişkeni ölçen aletin belirlenmiş bir süre içerisinde göstermiş olduğu en düşük değer.
MİNTRA (MINTRA) Belli bir basınçta, göstermekte olduğu değerden daha yukarılarda yoğunlaşma izleri oluşmayan sıcaklık.
MİNUANO (MINUANO) Özellikle kış aylarında, Haziran ayından Eylül ayına kadar olan sürede Brezilya'nın güneyinde esen soğuk güneybatılı rüzgarlara verilen isim.
MİSTRAL (MISTRAL) Akdeniz'in kuzeybatı kıyılarından Akdeniz'e doğru esen, kuzeyli, soğuk ve kuru rüzgar. Bu rüzgarın estiği zamandaki sinoptik durum incelendiğinde; Cenova Körfezi üzerinde yerleşmiş bir alçak basınç merkezi ve kuzeybatısında bir yüksek basınç merkezinin varlığı gözlenir. Mistralın hızı (40 ile 75 Knot.) yer yer demiryolunda ilerleyen bir vagonu rayından çıkararak devirebilecek şiddete ulaşır.
MKS SİSTEMİ (MKS SYSTEM) c.g.s sistemine benzeyen fakat meteorolojide az kullanılan birimler sistemine verilen isim. Temel birimleri: metre, kilogram ve saniyedir.
MOAZAGOTL (MOAZAGOTL) Güneydoğu Almanya'daki Sudetes Dağlarının rüzgar almayan taraflarında alçalan sıcak, kuru ve fön yapısındaki havanın oluşturduğu dalgalanmalar sonucunda oluşan durağan cirrus bulut bankları için kullanılan terim. Bu tür bulutlar soğuk aylarda, özellikle sonbaharda daha da çoğalır. Bulutun oluşabilmesi için aynı zamanda havanın koşullu olarak kararsız olması ve rüzgar hızının belli bir kritik değeri aşması gerekir.
MOD (MODE) Herhangi bir değişkenin gözlenen bir dizi veri seti içinde en fazla sıklığa sahip olan değer, en fazla tekrarlanan değer. Örneğin, belli bir süre içinde elde edilen sıcaklık değerleri, 12,12, 14,14,15,15,15,17,18 ise en fazla tekrarlanan değer 15 (üç defa) olduğu için mod 15 olarak alınır. Mod ile ortanca ve aritmetik ortalama arasındaki yaklaşık ilişki aşağıdaki şekildedir. Mod = Ortanca - 3 (Ortalama - Ortanca)
MONOKROMATİK RADYASYON (MONOCHROMATIC RADIATION) Tek dalga uzunluğuna sahip radyasyon için kullanılan terim.
MONT (MONT) Meteorolojik mesajlarda, bir dağ istasyonundan alınan rakamlarla kodlanmış tamamlayıcı sinoptik raporun verilmeye başlanacağını belirten kod.
Mor IŞIK (PURPLE LIGHT) Güneşin batışından hemen sonra kararmakta olan gökyüzünde, güneşin battığı yerin tam 25 ° yukarısında oluşan parlak kısım. Bu renk gökyüzü karardıkça daha da parlaklaşır ve bir disk içinde yayılır. Güneş 4° aşağı olduğu zaman en yüksek parlaklığa ulaşır. Güneş battıkça diskin boyutları büyür ve parlaklığı azalır. Gün batışından iki kat hızla kaybolur.
MORÖTESİ (ULTRAVIOLET) Dalga boyu, X ışınların dalga boyundan uzun, gözle görülebilir ışık dalgalarının dalga boyundan kısa olan elektromanyetik radyasyon. Toplam enerjinin % 4 ile 5 kadarını oluşturur. Ozon oluşumu ve flüoresan gibi bazı karmaşık kimyasal tepkimelerin temel nedenidir. Morötesi ışınlar fotoğraf baskı kağıdı üzerinde görünür hale gelirler. İnsanoğlu için oldukça gerekli radyasyondur.
MUSON (MONSOON) Arapça 'mausim', 'mevsim' kelimesinden türemiş kelime. Geniş kara parçaları ile hemen bitişiğinde bulunan okyanus yüzeyleri arasındaki büyük yıllık sıcaklık değişimleri ve farklılıklarından kaynaklanan mevsimsel rüzgarlar. Muson rüzgarları, yazın kıtalar üzerinde sıcaklık okyanus üzerinden yüksek olacağı için okyanustan karaya doğru, kışın ise okyanus yüzeyindeki sıcaklık karalardan yüksek olduğundan kıtalardan denize doğru eser. Tartışmasız yazın okyanustan kıtalara doğru esen rüzgarlar çok fazla nem taşıdığı ve sıcak olduğu için kıtaların kıyılarında bulunan dik dağları tırmanırken soğuyup yoğunlaşacak ve kıyı kesimlerinde aşırı etkili ve tehlikeli yağışlara neden olacaktır. Muson rüzgarları denilince akla, nem ve güneybatılı akışların Güney Hindistan kıyılarında neden olduğu yıkıcı, hasarlara neden olan yağışları gelir. Dünyanın birçok yerinde aynı mantıkla oluşan rüzgarlar meydana gelmesine rağmen en fazla görüldüğü yerler Asya kıtasının güney ve doğu kıyılarıdır. Günlük sıcaklık değişimlerinden kaynaklanan kara ve deniz melteminin, mevsimsel sıcaklık değişimi karşılığı ve kıta ile okyanus arasında gerçekleşmesi olayı da muson rüzgarlarını doğurmaktadır.
MUSON HAVA (MONSOON AIR) Sibirya Kutupsal Karasal kaynaklı hava kütlesinin doğrudan ve yavaşça Hint Okyanusunun ekvatoral havasına doğru geçişi sırasında Bengal Körfezi ve Hindistan üzerinde oluşumu gözlenen hava kütlesi. Muson hava kütlesinin belli başlı özellikleri şunlardır Yüksek seviyeler kadar nemli ve sıcak hava, ticaret rüzgarlarından kaynaklanan enverziyonun yokluğu, tepe yapabilen cumulus ve cumulonimbus bulutları, iyi bir görüş, etkili sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlar.
MUSON SİSİ (MONSOON FOG) Genel siklonik aktivitenin zayıf ve muson hava kütlesinin yavaş yavaş gelişmekte olduğu durumlarda, oldukça yüksek nispi neme sahip hava parselinin neden olduğu, sıcaklık değerleri birbirinden oldukça farklı kara ve denizin birleştiği yerlerde görülen adveksiyon sisi. Muson sisi daha çok kıyı kesimlerinde gözlenen bir meteorolojik olaydır.
MUTLAK (ABSOLUTE) Klimatolojide, belli bir gözlem istasyonunda, belli bir zaman dilim içinde, meteorolojik faktörün en yüksek ve en düşük uç değerleri.
MUTLAK KARARSIZLIK (ABSOLUTE INSTABİLİTY) Lapse Rate'in, kuru adyabat oranından büyük olması durumundaki nemli havanın durumu. Tersi durumunda, 'mutlak kararlılıkta', 'Lapse-Rate', nem adyabatlardan daha düşüktür.
MUTLAK NEM (ABSOLUTE HUMIDITY) Birim hacim havada bulunan su buharı miktarı. Su buharı yoğunluğu olarak ta bilinir. Birimi metreküpte gramdır. Mutlak nem miktarı adyabatik genleşme ile azalır, adyabatik daralma ile artar.
MUTLAK SICAKLIK (ABSOLUTE TEMPERATURE) Cisimlerde moleküler hareketin durduğu noktanın sıfır sayıldığı sıcaklık.
MUTLAK SICAKLIK SKALASI (ABSOLUTE TEMPERATURE SCALE) Kelvin ölçeği olarak bilinen, Lord Kelvin'in termodinamik ıskalası tarafından ölçeklendirilen sıcaklık dereceleri. Diğer tüm sıcaklık ölçekleri bu ıskalaya göre derecelendirilir. Kelvin ölçeklendirmesi, ideal gaz molekülünün ortalama kinetik enerjisi temeline dayalıdır. Mutlak ölçeklendirmede sıfır noktası, gazdaki moleküler hareketin olmadığı sıcaklıktır. Bu sıcaklık ölçeklendirmesine göre, donma noktası -273, kaynama noktası ise +273 derece Kelvin'dir. Doğada ideal gaz bulmak mümkün olmadığından, pratikte bu derecelendirmeler hidrojen, helyum, argon, oksijen ve nitrojen gibi gazlarla yapılır. Bu ölçeklendirme genellikle fizik bilimleri ve dinamik meteorolojide kullanılır.
MUTLAK SIFIR (ABSOLUTE ZERO) Teorik olarak moleküler aktivitenin olmadığı sıcaklık. Kelvin Sıcaklık Ölçeğinde sıfır noktasıdır. Bu değer Kelvin Ölçeğinde -273.16, Celsius'da -273, Fahrenheit Ölçeğinde ise -459.6 derecedir.
N
N (N,.) Kuzey yönü ve Uluslararası Bulut Atlasında Nimbus bulutu için kullanılan kısaltma.
N HAVA/ALETLİ HAVA UÇUŞU (N WEATHER) Pilotların aletli uçuş için lisansları varsa, aletli uçuş için havaalanının tam donanıma sahip olduğunu gösteren 'aletli hava' teriminin kısaltması. Bu terimin bir havaalanı için kullanılabilmesi için en azından aletli olarak görüş ve bulut tavanının verilmesi gerekmektedir. Günümüzde birçok havaalanı bu tür donanımlara sahiptir ve güvenlik içinde uçuş yapılabilmektedir.
N.T.P (N.T.P) 0°C sıcaklık ve 760 mm cıva basıncını belirten 'normal basınç ve sıcaklık' (normal temperature and pressure) kavramı için kullanılan kısaltma. Bilindiği gibi bu değerler, gaz hacimlerinin karşılaştırıldığı standart durumlardır ve S.T.P olarak ta kısaltılabilir.
NAŞİ (NASHI) Bora kadar kuvvetli olmasa da, Orta Asya Yüksek Basınç Merkezlerinin İran'a doğru uzanması sonucunda, özellikle İran Körfezinin girişinde, İran tarafındaki kıyılarda kışın esen kuzeydoğulu rüzgarlara verilen Arapça isim.
NAZİK (GENTLE) Hızı ölçülemeye değer olmayacak kadar hafif olan rüzgar. Bofor Rüzgar Ölçeğinde, meltem yani saatte 8 ile 12 mil hızla esen rüzgarlar bu kategoriye girer. Bofor ölçeğinde bu tip rüzgarlar '3' rakamı ile gösterilir.
Nb (Nb,.) Nimbus bulutu için kullanılan kısaltma.
NEBULOSUS/SİSLİ (NEBULOSUS) Sisle kaplanmış gibi görünen bulutları tanımlamada kullanılan 'sisle kaplı' anlamına gelen Latince bir kelime. Bu terim, belirli ayrıntıları olmayan, dumanlı örtü veya tabaka şeklindeki bulutlar için kullanılır. Bulut sınıflandırmasında stratus ve cirrostratus tipi bulutlarla beraber kullanılır.
NEGATİF VORTİSİTİ ADVEKSİYON (NEGATIVE VORTICITY ADVECTION) Atmosferin rotasyonu sırasında bir alana vortisitisi daha düşük olan adveksiyonun taşınması durumu. Bu durum, yüksek seviyelerdeki diverjans sırasında ve alanında oluşur.
NEM (HUMIDITY) Havadaki su buharı miktarı. Nispi nem ve çiğ noktası ile sık sık karıştırılan bir terimdir. Mutlak nem, nispi nem ve özgül nem, nem çeşitleri içinde yer alır.
NEM (MOISTURE) Belli bir hacim hava içindeki buhar, katı veya sıvı haldeki toplam su miktarını veya atmosferdeki su buharı miktarını tanımlayan terim.
NEM ADYABAT (MOIST ADIABAT) Doymuş veya su buharı içeren nemli havanın yükseltilmesi. Hava parseli yükseltildiğinde doyma sıcaklığına kadar soğur ve nispi nemi yüzde yüze ulaşır. Daha fazla soğutulması ise yoğunlaşmaya neden olur. Hava nemliyse ve adyabatik olarak yükseltilirse, her yüz metrede sıcaklık 0.55 °C azalır.
NEM ÖLÇER (HUMIDIOMETER) Higroskopik bir tuzla (lityum klorid) doyurulmuş ensiz bir bez veya şeridin nispi nemi ve elektriksel direnç değişikleri ölçümü ile atmosferik nemin ölçümlendiği alet.
NEMLİ DENİZ SİSİ (HAAR) Çoğunlukla yaz aylarında İskoçya ve İngiltere'nin doğu kıyılarında görülen, yerleşim birimlerinde yaşamı olumsuz yönde etkileyen, nemli deniz sisine verilen yöresel isim. Bu sislerin oluşum nedenleri adveksiyon sislerinin oluşum nedenleriyle aynıdır.
NEMLİ DÖNEM (WET SPELL) Her birinde 1 mm. veya daha fazla yağış kaydedilen peş peşe gelen 15 günlük dönem için kullanılan terim.
NEMLİ HAVA (DAMP AIR) Nispi nem oranı % 60'ın altında olan ve kuru hava olarak isimlendirilen kavramın zıt anlamlısı. Nispi nem oranı % 85'in üzerinde olan nemli hava.
NEMLİ/ISLAK HAVA (MOIST AIR) Fiziki meteorolojide, su buharı ile kuru havanın karışımını belirten terim. Aynı terim sinoptik meteoroloji ve klimatolojide nispi nemi fazla olan hava için kullanılır.
NEMLİ HAVA (WET AIR) Herhangi bir şekilde yağmur yağmadığı halde yeryüzündeki cisimlerin nemli olduğu, üzerlerinin yağmur yağmış gibi ıslak olduğu durumu belirtmek için kullanılan terim. Bu durum, doymuş ya da hemen hemen doymuş sıcak hava kütlesinin, soğuk ve kuru hava kütlesinin yerini aldığı zaman meydana gelir. Olay, Bofor Hava Simgeleme Sisteminde "e" ile gösterilir.
NEMLİ SİS (DAMP HAZE) Görüş uzaklığının, havada bulunan küçük su damlacıkları ve higroskopik parçacıklar tarafından kısıtlanması. Kuru sis tabakasından farkı, daha ince, nem oranının çok yüksek ve gri renkli olmasıdır. Bu tür sisler genelde kıyı şeridinde gözlenir.
NEM-SICAKLIK ENDEKSİ (MOISTURE-TEMPERATURE INDEX) Bitkilere ilişkin olarak sıcaklık ve nem koşullarının ikisinin bir arada tek bir e indekste gösterilmesidir.
NEON (NEON) Hacim olarak tüm atmosferin % 0.0018 kadar bir kısmını oluşturan ve atmosferde çok az bulunan asal gaz. Sembolü Ne'dir.
NEPH (NEPH) Meteorolojik mesajlarda, gözlemlerde rakamlarla bulut hareket yönlerini gösteren bilgilerin verilmeye başlanacağını belirten bir kod.
NEPHELEMETRE (NEPHELEMETER) Optik yöntemlerle bulanık bir havada asılı duran maddelerin miktarını belirlemede kullanılan bir alet. Bir anlamda görüş ölçer olarak kullanılır. Bu aletin bir değişik şekliyle de sisin yoğunluğu ölçülmektedir.
NEPHELESKOP (NEPHELESCOPE) Espy tarafından geliştirilen, havanın sıkışması ve genleşmesi sonucunda oluşan sıcaklık değişimlerini gösteren alete verilen isim. Aynı terim, bulutların üst tabakalarını gözlemede kullanılan alet için de kullanılır. Nephoskop ile eş anlamlı olarak kullanılır. Yerde herhangi bir noktada, bu noktanın tam üzerinden geçen bulutların hareket yönünü ve açısal hızını da bu aletle belirlemek mümkündür. En çok kullanılan tipleri, aynalı Fineman ve taraklı Besson nephoskopudur.
NEPHOLOJİ (NEPHOLOGY) Bulutları inceleyen bilim dalı.
NEPHOMETRE (NEPHOMETER) Bulutluluk miktarını ölçmek için dizayn edilen alet.
NEPHOSKOP (NEPHOSCOPE) Bulut hareketlerinin yönünü belirlemekte kullanılan alet. Bir çok değişik tipleri olmasına karşın en fazla kullanılanı aynalı ve direk-gözlemeli olanıdır. Her iki tipide bulut hareketlerinin yönünü belirler. Eğer bulut yüksekliği biliniyorsa, aynalı olan tipi zaman gösterici ile birlikte kullanılır. Direk-gözlemli olanı ise tarak tipi nephoskoptur. Tarak hareketli bir teker üzerine bağlıdır ve gözlemci tarafından hareket ettirilebilir. Gözlemci, gözlediği bir bulut parçası ile tarağın dişlerine bağlı çubuğun çakışmasına kadar hareket ettirerek bulutun hareket yönünü saptar.
NET TÜM DALGA RADYASYONU (NET ALL-WAVE RADIATION) Yer enerji bütçesinin bir bileşeni olarak, herhangi bir gezegenden gelen ve yeryüzü atmosferinin karşılaştığı kısa ve uzun dalgalı radyasyonun aşağı ve yukarı doğru akımları sonucu oluşan net radyasyon değeri için kullanılan terim.
NEVADA (NEVADA) Dağların buz veya karla kaplı yüzeylerinden aşağı doğru esen soğuk rüzgarlara verilen İspanyolca isim.
NEWHALL RÜZGARLARI (NEWHALL WINDS) Los Angeles'in kuzeyinde, San Fernando Vadisi içindeki Newhall geçidinin güney taraflarında, yüksek çöllerden aşağı doğru esen yerel rüzgarlara verilen isim.
NEWTON (NEWTON) m.k.s ölçüm sistemi içinde, 1 kilogram ağırlığındaki bir kütleye 1 saniyede 1 metre ivme kazandırabilmek için uygulanması gereken güç birimi.
NEXRAD (NEXRAD) (NEXt Generation Weather RADar) Gelecek Kuşak Hava Radarları için kullanılan kısaltma. 1992-96 yılları arasında ABD'de Doppler Radarlarının gelişmiş şekilleri ülke çapına yerleştirilmiştir. Bu radarlar, bulunduğu yerden itibaren 143 millik bir alandaki yağışın yeri ve yoğunluğunu saptayabilmektedir. NEXRAD Doppler Radarlar, hafif yağmur ve kardan en kuvvetli orajlara kadar, yer ve yoğunluğunu doğru ve detaylı şekilde saptayabilecek hassaslıktadır. Bu hassaslıkta zaman zaman olmayan yağışları gösterebilecek boyuttadır.
NIPHER KORUMASI (NIPHER SHIELD) Yağışölçer yani plüviyometrenin ağzına, yağışölçer içerisine düşmesi gereken yağışların civardaki rüzgar dalgaları ve girdaplarından etkilenmemesi ve sağlıklı bir biçimde yağışölçerin içine girebilmesi için konulan koruma/siper. Bu koruma trompet veya huni şeklinde olabilir ve yağışölçerin ağzına monte edilir.
NİMBOSTRATUS (NIMBOSTRATUS) Alçak, şekilsiz, hemen hemen tek tipli, koyu gri renkli ve yağmur taşıyan bulut tabakasına verilen isim. Sürekli yağmur ve kar en belirgin özelliği olmasına karşın ayırt edici bir özellik değildir çünkü yağışa neden olmayan nimbostratuslar da vardır. Çoğunlukla bu buluttan oluşan yağış yere kadar düşmez veya yoğun yağış nedeniyle bulut tabanı görülemez. Bu durumda bulutun alt tabakaları yere doğru salkım saçak uzanır. Alışılmış şekilde bir nimbostratus bulutunun evrimi şu şekildedir: Bir altostratus tabaka bulutu gelişir, kalınlaşır ve alçalarak nimbostratus bulutu şekline gelir. Nimbostratus bulutunu fractocumulus ve fractostratuslarla beraber görmek mümkündür. Çok nadir olarak bu iki tür bulutun evrimi nimbostratus oluşumuna neden olur. Her mevsim görülebilmesine rağmen en sık görüldüğü mevsim sonbahar ve kıştır.
NİSPİ KONTUR (RELATIVE CONTOUR) 1000 Mb. seviyesinin yüksekliği ile 500 Mb. seviyesinin yüksekliği arasında kalan seviyenin kalınlığını gösterir. Kalınlık haritasını tanımlamak için kullanılan meteoroloji terimlerinden birisi.
NİSPİ NEM (RELATIVE HUMIDITY) Havanın aktüel buhar basıncının doymuş buhar basıncına oranını gösteren bir tip nem. Diğer bir tanımı da; belli bir hacimde bulunan nem miktarının, o hacmi doymuş hale getirecek nem miktarına oranıdır. Nispi nem tablolar yardımıyla dolaylı olarak; ıslak ve kuru hazneli termometre değerlerinden hesaplanarak veya saçlı higrometrelerden doğrudan bulunabilir.
NİSPİ RÜZGAR (RELATIVE WIND) Bir hava parselinin kendi içinde bulunan bir nesneye göre nispi hareketi.
NİSPİ VORTİSİTİ (RELATIVE VORTICITY) Basınç sistemi ekseni civarındaki hava parselinin basınç sistemi ekseni etrafındaki dönüşü ile hava parselinin kendi ekseni etrafında dönüşünün toplamı.
NİTRİK OKSİT (NITRIC OXIDE) Kimyasal formülü NO olan, atmosferin alt tabakalarında ve yere yakın seviyelerde çok az miktarda bulunan endüstriyel kaynaklı bir gaz. Yüksek atmosferde çözüşme ve kimyasal tepkimelerle oluşur.
NİTROJEN/AZOT (NITROGEN) Renksiz, tatsız, kokusuz ve kuru havanın hacim olarak % 78.09, ağırlık olarak % 75.54'ünü oluşturan, kimyasal, aktif olmayan bir gaz. Azot aşağı atmosferde molekül halinde, çözüşmeye uğradığı üst atmosfer tabakalarında ise atom halinde bulunur.
NİTROJEN/AZOT DÖNGÜSÜ (NITROGEN CYCLE) Toprağın, bitkilerin, hayvanların ve atmosferin içinde bulunduğu bir ortamda oluşan karışık azot sirkülasyonu. Atmosferin söz konusu olduğu sirkülasyonda azot, bakterilerden azot oluşum faaliyetleriyle, yerden atmosfere doğru azot veya azot oksit olarak taşınır.
NİTROJEN/AZOT DİOKSİT (NITROGEN DIOXIDE) Kimyasal formülü NO2 olan, atmosferin alt tabakalarında ve yere yakın seviyelerde çok az miktarda bulunan endüstriyel kaynaklı bir gaz. Yüksek atmosferde çözüşme ve kimyasal tepkimelerle oluşur.
NOKTA (POINT) Avustralya'da yağış ölçü birimi olarak kullanılan ve inçin binde birine eşit olan birim. Avustralya'da yağışa ilişkin yazılı dokümanlarda birim olarak nokta kullanılır. Aynı terim İngiltere ve Fransa'da da uzunluk ölçüsü birimi olarak kullanılırken genelde nokta kelimesi, herhangi bir nesnenin katıdan sıvıya, veya sıvıdan gaz haline geçişte tam geçiş anını belirtmek için kullanılır.
NOMOGRAF (NOMOGRAPH) İki veya daha fazla değişkenin formül gerektiren problemlerine grafiksel çözümler getirmek için kullanılan diyagram. Örneğin; nispi nemi belirlemede kullanılan basit bir nomografın yapısı şöyledir: Bir çizgi kuru hazne termometre sıcaklığını, ikinci çizgi ıslak hazne sıcaklığını gösterir. Diğer çizgiler ise, değişik barometrik basınçlardaki nispi nem değerlerini gösterir. Böyle bir diyagramda, ıslak ve kuru hazne sıcaklık eğrileri birleştirilince verilen basınç değerindeki nispi nem miktarı bulunur.
NORMAL (NORMAL) Belirlenen bir tarih, bir ay, yılın bir bölümü veya tam bir yıl için, uzun yıllar periyodundan elde edilen meteorolojik elemanın ortalama değeridir. 'Normal sıcaklıkta' olduğu gibi herhangi bir meteorolojik elemanın önüne sıfat olarak ta kullanılır. Buradan anlaşılması gereken, sıcaklığın uzun yıllarla karşılaştırıldığıdır. Normal değer, meteorolojik ve klimatolojik elemanlarda sabit, değişmez veya belirgin bir sayı değildir çünkü uzun yıllarda bu değerlerde değişmeler ve salınımlar olabilir. Normali belirleyebilmek için gerek meteorolojik gerekse klimatolojik değerlerde uzun yıllar olarak en az 35 yıl alınmalıdır. Eğer daha az gözlem süresine sahip bir istasyonun normali bulunmak istenirse mutlaka komşu istasyonların değerleriyle karşılaştırılmalıdır. Normal değerlerde güven, komşu istasyonların hemen hemen aynı değerlere sahip olmalarıyla sağlanır.
NORMAL BAROMETRE (NORMAL BAROMETER) Atmosferik basıncı ulusal ve uluslar arası standartlarda belirlemek için en uygun, diğer barometrelerden bağımsız olduğundan dolayı meteorolojik gözlem ve kayıt amacına uygun, doğruluk derecesi ile her değerde düzeltme miktarı bilinen cıvalı barometre.
NORMAND TEOREMİ (NORMAND'S THEOREM) Atmosferin termodinamiği ile ilgili olarak C. Normand tarafından geliştirilen teorem. Bu teoreme göre, aerolojik bir diyagram üzerinde, bir hava parselinin kuru termometre sıcaklığı ile kuru adyabatik hat, ıslak hazne sıcaklığı ile doymuş adyabatik hat ve işba noktası sıcaklığı ile doymuş karışma oranı hattı boyunca çıkıldığında tüm hatlar bir noktada birleşir.
NOTOS (NOTOS) Güneyli rüzgarlara verilen Yunanca isim ve bu rüzgarların kişileştirilmiş ismi.
NÖTR NOKTALAR (NEUTRAL POINTS) Gökyüzünde, uzaydan gelen ışınların polarize olmadığı nokta. Bu özelliği taşıyan üç belirgin nokta saptanmıştır: Arago, Babinet ve Brewster. Diğer noktalar ise farklı zamanlarda gözlenmiştir.
NRM RÜZGAR ISKALASI (NRM WIND SCALE - (NORTHERN ROCKY MOUNTAINS)) Kuzey Rocky Dağlarının ormanlarla kaplı alanlarında kullanılmak üzere ABD Orman İşletmesi tarafından kullanılan rüzgar ıskalası. Bu ıskala Bofor Rüzgar Iskalasından uyarlanmıştır. İki ıskala arasındaki fark rüzgarın oluşturduğu etki, kuvvet göstericileri ve rüzgar değerleri üzerindedir. Bu ıskalada:
0; Güç göstergesi, dumanın dik olarak yükseldiği, yapraklarda kıpırdanma olmadığı zaman kullanılır ve rüzgar hızı saatte 1 milden azdır.
1; Rüzgar hızı 1-3 mil arasında değişir, yapraklar, küçük dallar ve uzun boylu çimler hafifçe sallanır.
2; Rüzgar hızı 4-7 mil arasında değişir, ağaç uçları hafifçe yatar, insan yüzünde rüzgar hissedilir ve kopmuş kağıt parçaları uçuşur.
3; Rüzgar hızı 8-12 mil arasında değişir, ağaç uçları iyice yatar, büyük dallar sallanır ve su yüzeylerinde dalgalar oluşmaya başlar.
4; Rüzgar hızı 13-18 mil arasında değişir, ağaçlar sert bir şekilde etkilenir ve yollardan tozlar yükselmeye başlar.
5; Rüzgar hızı 19-24 mil arasında değişir, ağaçlardan dallar kırılmaya başlar ve rüzgara karşı yürümek oldukça zorlaşır.
6-7; Rüzgar hızı 25-28 mil arasında değişir, ağaç, tepe ve büyük dalları kırıldığı için hasar görür, rüzgara karşı bir adım bile atılamaz ve yapısal hasarlar gözlenir.
NUBEX (NUBEX) Bulutlardan alınan radar sinyallerinin rakam kodlu rapor halinde verilmeye başlanacağını belirten kod.
NUREP (NUREP) Bulut tepe ve/veya tabanına ait yüksekliğin verilmeye başlanacağını belirten kod.
NÜHOF DİYAGRAMI (NEUHOFF DIAGRAM) 1900 yılında, Hertz Diyagramından yararlanılarak Neuhoff tarafından adyabatik kartları oluşturmak için geliştirilen termodinamik diyagram. Genel formunda, yatay eksende sıcaklık, dikey eksende kilometre olarak yükseklik bulunur ve basınç çizgisi ise sağdan sola doğru eğimli olarak kartı keser. Bu formda, nem ve kuru adyabat eğrileri de verilmektedir. Bu grafik ağı, hava parselinin yükseltilmesi durumunda oluşan adyabatik değişim süreci içindeki maksimum nem, basınç, yükselti ve sıcaklık arasındaki var olan ilişkiyi açıklar. Bu diyagram, hava parselinin yükselmesi sırasında olabilecek nem içeriği ve sıcaklık değişimlerinden kaynaklanan problemlerin çözümü için yararlıdır.
O
O (O.,) Bofor Hava Sembolleri Sisteminde kapalı gökyüzü için kullanılan kısaltma.
OB (OB.,) Her türden 'meteorolojik gözlem/rasat' için kullanılan kısaltma.
OBJEKTİF ANALİZ (OBJECTIVE ANALYSIS) Sinoptik meteorolojide elde edilen gözlemlerin yorumlanmasında hava tahmini yapan kişinin yorum ve yargılarına yer vermeden tarafsız bir yöntemle sayısal veya grafiksel olarak değerlendirilmesi. Günümüzde yapılan sayısal hava tahminleri objektif analize iyi bir örnektir. Büyük kapasiteli bilgisayarlar aracılığıyla yapılan sayısal tahminler, hava tahminlerine hem objektiflik yani tarafsızlık boyutunu getirmiştir hem de zaman kaybını engellemiştir. Hava tahminlerinde, sayısal tahmin çıktısı da olsa yine en büyük emek ve beceri hava tahminini yapan kişiye düşmektedir.
OBJEKTİF TAHMİN (OBJECTIVE FORECAST) Hava tahmini yapan kişinin beceri, düşünce ve deneyimlerinin hiç dikkate alınmadığı, tüm veya seçilmiş meteorolojik elemanların tamamına tek bir yöntem/yöntemler dizisi veya formülsel eşitliğin uygulandığı tahmin şekli. Sayısal hava tahmini yine bu tip tahmine örnek olarak gösterilir.
OCAK AYI BUZ ERİMESİ (JANUARY THAW) Birleşik Devletlerde, özellikle New England bölgesinde her ocak ayı yaşanan ılıman hava dönemi. Bu dönem için yapılan araştırmalar, geçmiş 100 yıllık dönemde 21 ile 23 Ocak tarihlerinde günlük ortalama sıcaklıklarında belirgin bir artış olduğunu ortaya koymaktadır.
OE (OE) Faeroe Adalarının açıklarında esen dönen rüzgarlara verilen isim.
OĞLAK TROPİĞİ (TROPIC OF CAPRICORN) Yaklaşık 23.5 derece Güney enlemine karşılık gelen, güneşin dünyaya dik olarak geldiği en güney noktası.
OKLÜZYON (OCCLUSION) Cephesel bir depresyonun geçirmekte olduğu yaşam evrelerinin en son aşamasında görülen bir durum. Bu kavram, oklüzyonun gerçekleştiği alanda sıcak havanın yerden yukarılara soğuk hava tarafından zorla kaldırılması nedeniyle kullanılmaktadır. Genç bir cephe aşamasında iken gerideki soğuk cephe ile öndeki sıcak cephe arasında kalan alan yani sektör oldukça geniştir. Zamanla, soğuk cephe sıcak cepheden daha hızlı hareket ettiğinden sektör daralır ve soğuk ve sıcak cephenin birleştiği oklüzyon denilen bir oluk şekline dönüşür ve yerden yukarı seviyelere doğru yükselir. Oluk yani oklüzyon, bulutluluğuyla, yağışı ve rüzgar dönüşleri ile belli olur. Oklüzyon gerisindeki hava önündeki havadan daha soğuksa 'soğuk', gerisindeki hava önündeki havadan daha sıcaksa 'sıcak' oklüzyon olarak isimlendirilir. Sıcak oklüzyon durumunda aynı sıcak cephede olduğu gibi bulutluluk ve yağış cephenin önünde, soğuk oklüzyon durumunda ise, soğuk cephede olduğu gibi bulutluluk ve yağış cephenin gerisinde veya üzerindedir.
OKSİJEN ((O2) OXYGEN) Renksiz, tatsız, kokusuz ve kuru havanın hacim olarak % 20.946'sını oluşturması nedeniyle azottan sonra miktarda ikinci olan, kimyasal gaz. Suda çok az çözülebilme özelliğine sahip olmasına karşın hidrojenle birleşerek suyu oluşturur. Atom sayısı 8, atom ağırlığı 16 000 olan oksijen -218.4 °C' de erir ve donar.
OKTA (OKTA) Gökyüzündeki bulut miktarını belirlemek için kullanılan ve gökyüzünün sekizde birine eşit olan terim.
OKYANUS (OCEAN) Kıtalar, ekvator veya diğer hayali çizgilerle çevrelenmiş, yerküre üzerindeki çukurları dolduran birbirine bağlantılı büyük tuzlu su kütleleri. Denizler okyanusların alt bölümleridir.
OKYANUS ANALİZİ (OCEAN ANALYSIS) Üzerine gemilerden alınan 'ship' rasatlarının işaretlendiği, hava haritalarının okyanuslarla kaplı bölümlerinde yapılan analizlere verilen isim. Sayılarının az olması ve sürekli olarak belli gemi rotaları üzerinden elde edildiği için bu tür gözlemlerle kaplı okyanus alanları üzerinde analiz veya tahmin yapmak karalar üzerinde tahmin yapmaktan daha zordur. Gerçi, günümüzde gelişen uydu teknolojisiyle beraber artık bu tür analizlere fazla önem verilmemektedir çünkü veri eksikliği gibi bir durum söz konusu değildir.
OKYANUS HAVA İSTASYONU (OCEAN WEATHER STATION) Okyanuslar üzerinde gözlem yapmaya yarayan istasyonlar. 1946 Şubatında yapılan uluslararası konferansta Kuzey Atlantik Okyanusunda dokuz istasyon yeri belirlenmiş ve bunlarda sürekli olarak gözlem yapılmasına karar verilmiştir. Bu istasyonların çoğu, Amerika, Kanada ve Avrupa ülkeleri tarafından işletilmektedir.
OKYANUSSALLIK (OCEANITY) Karasallığın tam tersine denizin etkisini taşıyan iklim özellikleri için kullanılan bir terim. Herhangi bir yerin iklimi hakkında konuşurken denizsel veya karasal terimlerinin kullanılması, o yerin etkilendiği kaynağı belirtmektedir. Okyanus ortasında bulunan küçük bir adanın iklimi tam olarak okyanussal, Batı Asya'nın iç kesimleri de tam olarak karasal iklim özellikleri gösterir.
OLASILIKLAR (PROBABILITIES) Eskiden hava tahmini için kullanılan ve tahmin ile eş anlamlı olan kelime.
OLAY (PHENOMENON) Meteorolojide, acayip görünüşlü gökyüzü, aşırı yağış, çok düşük sıcaklık, yüksek basınç ve fırtına gibi nadiren görülen hava durumlarının şiddetliliğini vurgulamak amacıyla veya gök gürültüsü, hale, sis ve şeffaf buz gibi az görülen olayları belirtmede kullanılan bir terim.
OLTA ŞEKİLLİ YANSI (HOOK ECHO) Fırtına koşullarına doğru gelişim gösteren oraj ve oraj bulutunun, balık oltasına benzeyen radar yansısı.
OLUK YIKAYICI (Gully WASHER) Sele neden olabilecek kadar kuvvetli ve ani gelişen sağanak yağış, oluklardan taşacak kadar aşırı şiddetli yağan sağanak yağış için kullanılan benzetme terimi.
OMEGA ENGELİ (OMEGA BLOCK) Analiz edilmiş yüksek kartlarda Yunan alfabesindeki omegaya benzeyen, Kuzey yarım kürede kış sonu ve bahar başlarında görülen, jet rüzgarlarının kutba bakan taraflarındaki sıcak yüksek dili. Engel yükseğe tipik bir örnektir.
ONLUK DEVRE (DECADE) Genellikle 10 yıllık dönemler için kullanılır ama meteorolojide 10 günlük dönemin ortalama değeri olarak anlaşılır.
OPAK (OPAQUE) Radyan enerji, özellikle ışığın geçişini engelleyen materyallerin bulunduğu koşul. Bazı bulutlar da ışığın geçişini engelleyen materyaller arasındadır. Gökyüzünde opak bulutların olması durumunda bulutun üst tarafındaki ay, güneş ve yıldızların bulut altından bakıldığında görülmesi mümkün değildir.
OPAKUS/GÖLGELİ (OPACUS) Bulut türleri içindeki çeşitlilikleri anlatmak için kullanılan ve 'gölgeli' anlamına gelen Latince kelime. Bu kelime altocumulus, stratocumulus ve stratus bulutlarıyla beraber kullanılır. Opacus tür bulutların olması durumunda bulut arkasındaki güneş ve ayı görmek mümkün değildir.
OPTİK METEOR (OPTICAL METEOR) Işık kanunları ile açıklanabilen atmosferik olayların herhangi birisi için kullanılan terim. Serap bunların en açık ve belirgin örneğidir. Bu olaylarda 'meteor' kelimesinin kullanılması eski bir alışkanlıktan gelmektedir.
OPTİK PUS (OPTICAL HAZE) Küçük ölçekli konvektif akımlar nedeniyle, farklı kırma indeksleri ve farklı yoğunluklara sahip küçük hava parsellerinin yan yana gelmesi sonucunda oluşan görüşü kısıtlayıcı meteorolojik durum. Böyle bir durum, gözlemci ile obje arasında oluştuğunda gözlemcinin objeyi net olarak görmesi mümkün değildir. Obje ya dalgalı ve bulanık görülür ya da hiç görünmez.
ORAJ (THUNDERSTORM) Cumulonimbus ve iyi gelişmiş cumulus bulutlarının yarattığı, gök gürültüsü, şimşek, hamleli yer rüzgarı, türbülans, kuvvetli yağmur sağanağı, dolu, buzlanma, orta veya kuvvetli dikey hareket ile karakterize edilen nispeten kısa süreli -yaklaşık 2 saat- lokal fırtına. Bir orajın istasyona yaklaşması durumunda önce rüzgar rasatçıdan uzaklaşıyor gibi eser ve barometre düşmeye başlar. Oraj biraz daha yaklaşınca barometre biraz yükselir ve rüzgar tam tersi yönde yön değiştirerek rasatçıya doğru esmeye başlar. Kuvvetli yağışın başlamasıyla da barometre tekrar düşer. Orajların meydana geldiği bulutlarda taban sıcaklığı yaklaşık olarak 0 °C, tepe sıcaklığı ise -20 °C 'dir. Bulutun elektrik yüküne bakıldığında tavanın pozitif, tabanın negatif olduğu görülür.
ORAJ BANDI (FEEDER BANDS) Tropikal kuşakta, tropikal sistemin içinde veya etrafında, döner şekilli oraj bandı veya hattı. Konvektif bant olarak ta bilinen bu hat, normal bir kasırganın etrafında üç veya daha fazla kuşak şeklinde görülür. Tropikal siklonun merkezinden 20 ila 40 km. uzaklığında yağmur kuşakları olarak izlenir. Orajın gelişme aşamasında öncelikle alçak seviye bulut bandı olarak ortaya çıkan bu bantlar, oraj bölgesindeki dikine yukarı hareketlerle sürekli beslenir, gelişir ve hareket eder.
ORAJ BULUTU (THUNDER CLOUD) Cumulonimbus ve iyi gelişmiş cumulus bulutları yerine ve onlarla eş anlamlı olarak kullanılan terim.
ORAJ SİRRÜSÜ (THUNDERSTORM CIRRUS) Cb bulutunun üzerinden uzanan, onun bir parçası olan veya Cb bulutunun tepesindeki örsün, donma seviyesinin üzerinde bir seviyede dağılmasıyla oluşan bulut tipi. Cirrus Nothus olarak sınıflandırılır.
OROGRAFİK BULUT (OROGRAPHIC CLOUD) Hava parselinin yukarıya doğru, bir engebe veya engel tarafından yükselişe zorlanmasıyla oluşan bulut türü. Yükselen hava içinde basıncın azalması, adyabatik soğuma görülür ve eğer yeterli neme sahipse yoğunlaşma sonucu yağış gerçekleşir. Dağların rüzgar altı yani kuytu taraflarında oluşan mercek ve dalga bulutları orografik bulutlara örnektir. Kaynak itibariyle zaman zaman cirrus, cumulus ve stratus bulutları da orografik olarak oluşurlar.
OROGRAFİK DEPRASYON (OROGRAPHIC DEPRESSION) Havanın normal akışına engel oluşturan dağlar dizisinin rüzgar altı, kuytu tarafında tamamen dinamik süreçlerle oluşan cephesiz alçak basınç merkezi. Bu tür depresyonlara rüzgar altı dalgası veya rüzgar altı depresyonu adı da verilmektedir. Engebeli dağlık alanlarda, engebelerin kuytu taraflarında, hava parselinin engebeye uygun olarak aşağı ve yukarı doğru hareketi sonucunda oluşan dalgaya verilen isim. Oluşum süreçleri dağ dalgaları oluşum süreçleri ile aynıdır. Rüzgar altı dalgaların oluşabilmesi için gerekli koşullar şunlardır: Aşağı ve yukarı seviyelerde az kararlı bir hava tabakası ile ortada karalı bir hava tabakası, tepelere çapraz olarak esen en az 15 Knot'lık bir rüzgar ve karalı tabakanın üst seviyesine kadar rüzgar yönünün hemen hemen sabit olması.
OROGRAFİK KALDIRMA/YÜKSELME (OROGRAPHIC LIFTING) Dağ veya yüksek tepe gibi doğal engeller tarafından hava akımının yukarıya doğru tırmanmaya zorlanması durumu. Nemli hava yukarıya doğru tırmanmaya zorlanınca soğur, yoğunlaşır ve yağmur veya kar olarak yere düşer. Tırmanan hava parseli dağın kuytu yamacına ulaşınca aşağıya doğru çöker, ısınır ve nispi nemi düşer. Kuytu tarafta yağış olmaz ve belli bir süre sonra var olan bulutların da kaybolduğu gözlenir.
OROGRAFİK YAĞMUR (OROGRAPHIC RAIN) Dağ veya yüksek tepe gibi doğal engeller tarafından hava parselinin yukarıya doğru tırmanmaya zorlanması, yükselmesi ve yoğunlaşması sonucunda oluşan yağmur. Kuvvetli bir depresyonun sıcak sektörü, orografik durumun yağış üzerindeki etkisini büyün ayrıntıları ile gösteren en güzel sinoptik durumdur. Yağış siklonik veya konveksiyonel olsa bile orografik koşulların bu yağışa mutlaka katkısı vardır. Özellikle okyanus, deniz ve göllere bakan dağ ve tepe yamaçlarındaki yağış miktarlarının fazlalığı ortalama yağış haritalarında daima göze çarpan bir durumdur. Bu tür yağışlara örnek olarak Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerindeki sıra dağlarda gözlenen yağışlar gösterilebilir. Dağların denize bakan yamaçlarında ölçülen yağış miktarı, iç kesimlere bakan tarafların yağış miktarından kat kat fazladır.
OROGRAFYA (OROGRAPHY) Belli bir alanın fiziki kara özelliklerini belirtmek ve tanımlamak için meteorolojide kullanılan bir coğrafya terimi.
ORTA BULUTLAR (MIDDLE CLOUDS) Bulut tabanı 6 000 ile 18 000 feet arasında değişen bulutları belirtmede kullanılan bir terim. Genellikle su damlacıklarından oluşmasına rağmen yüksek enlemlerde su damlacıklarının yerini buz kristalleri alır. Altocumulus, altostratus ve nimbostratus temel orta bulutlardandır. Sıcaklık kuşağına bağlı olarak taban yükseklikleri değişir. Kutuplarda tabanı daha alçak iken ekvatorda oldukça yüksektir.
ORTA ENLEMLER (MIDDLE LATITUDES) 35 ile 65 ° kuzey ve güney enlemleri arasındaki kuşağı belirten terim. Kutupsal ve ekvatoral hava kütlelerinin yaz ve kışa bağlı olarak etkili olduğu bu kuşağa 'ılıman kuşak' ta denir.
ORTA ÖLÇEK (MESOSCALE) Karasızlık hattı, orta ölçek konvektif kompleksi, orta ölçek konvektif sistemleri ve orta ölçekli meteorolojik olayları içerir büyüklük. Bu hava sistemleri elli milden birkaç yüz mile kadar olan bir büyüklüğü kapsayabilir. Daha küçük olaylar fırtına, daha büyükleri ise sinoptik ölçekli olarak sınıflandırılır.
ORTA ÖLÇEK KONVEKTİF KOMPLEKSİ (MESOSCALE CONVECTIVE COMPLEX - (MCC)) Ohio veya Iowa eyaleti kadar büyüklüğe sahip orta ölçekli konvektif sistemin en az altı saat etkisini sürdürmesi durumunda kullanılan terim. Öğleden sonra veya akşam üstü gelişir ve kuvvetli hava olaylarına neden olur. En etkili aşamasına gece ulaşır. Kuvvetli yağış ve sel baskınlarına neden olması en önemli özelliğidir.
ORTA ÖLÇEKLİ KONVEKTİF SİSTEMİ (MESOSCALE CONVECTIVE SYSTEM - (MCS)) Birkaç bireysel orajın birleşmesiyle oluşan, geniş alanı kapsayan ve iyi gelişmiş konvektif hava sistemlerine verilen isim. Uzantısı doğrusal veya yuvarlak olabilir ve etkisi birkaç saat sürer. Bu terim, orta ölçekli konvektif kompleksi düzeyine ulaşamamış sistemler için kullanılır.
ORTA VADELİ TAHMİN (MEDIUM RANGE FORECAST) Ülkemiz meteorolojisinde yapılan ve bir haftalık bir süreyi kapsayan hava tahmin raporları. Orta vadeli tahminler, bulutluluk ve yağışlı bölgeler ile genel hatlarıyla mevsim normallerine göre sıcaklık ve genel olarak rüzgar durumunu içerir.
ORTALAMA (AVERAGE) Toplam değerlerin değer sayısına bölümüyle elde edilen aritmetik ortalama. Hava tahminlerinde ortalama ve normal kavramları birbirlerinin yerlerine kullanılabilmektedir. Fakat normal kavramı ortalama kavramından çok farklıdır. Örneğin; 1961-1990 normalleri gibi. Burada genellikle her 10 yıldabir, 30 yıllık ortalama sözkonusudur.
ORTALAMA (MEAN) Herhangi bir özellikten elde edilen bir dizi değerin toplanıp, dizi sayısına bölünmesiyle elde edilen değer. Meteorolojide zaman zaman karışıklıklar olsa da 'Normal' kelimesiyle eş anlamlı olarak kullanıldığı da görülür. Örneğin: Günlük ortalama sıcaklık o günün en yüksek sıcaklık ile en düşük sıcaklık değerlerinin ortalaması iken, gün için kullanılan normal sıcaklık, uzun yıllar ortalamasından (çoğunlukla 30 yıllık dönemlerin ortalamasından) elde edilen günlük ortalama sıcaklık değeridir.
ORTALAMA DENİZ SEVİYESİ (MEAN SEA LEVEL) Deniz yüzeyi su seviyesinin yüksekliğinin ortalaması. Uzun yıllar yapılan ölçümlerin ortalaması alınarak bulunur. Ortalama deniz seviyesi değeri, yeryüzü üzerindeki yükseltilerin gerçek değerini belirlemede, yüksek hava gözlemlerinde referans almada ve uçuculukta, hangi seviyede uçulduğunu gösterir basınç altimetreleri için gereklidir. Kısaca MSL olarak kullanılır.
ORTALAMA SAPMA (MEAN DEVIATION) Herhangi bir diziden elde edilen aritmetik ortalamadan her bir değerin sapmasının mutlak değer olarak toplamlarının ortalamasıdır.
ORTALAMA SICAKLIK (MEAN TEMPERATURE) Belirli bir süre boyunca elde edilen sıcaklık okuma değerlerinin ortalaması. Genellikle günlük ortalama sıcaklık değeri en yüksek ve en düşük hava sıcaklıklarının ortalamasından veya (7+14+(2x21))/4 işleminden elde edilir.
ORTALMA DENİZ SEVİYESİ (MEAN SEA LEVEL - (MSL)) Deniz yüzeyi su seviyesinin yüksekliğinin ortalaması. Uzun yıllar yapılan ölçümlerin ortalaması alınarak bulunur. Ortalama deniz seviyesi değeri, yeryüzü üzerindeki yükseltilerin gerçek değerini belirlemede, yüksek hava gözlemlerinde referans almada ve uçuculukta, hangi seviyede uçulduğunu gösterir basınç altimetreleri için gereklidir. Kısaca MSL olarak kullanılır.
ORTANCA (MEDIAN) Bir değerler dizisi küçükten büyüğe veya büyükten küçüğe doğru sıralandığında tam ortaya gelen değer. Eğer serideki sayılar tekse ortadaki değer alınır. Eğer seri sayısı çiftse o zaman ortaya iki sayı geleceğinden ortadaki bu iki sayının aritmetik ortalaması alınarak ortanca sayılır. Ortanca, aritmetik ortalama ile karıştırılmamalıdır. Ortanca genellikle veri sayısı az olan dizi yığınlarında kullanılır. Mod, dizilerde çok anlamlı değildir. Aritmetik ortalama da uç değerlerden fazlaca etkilenir. Ortanca, hesaplanması zor olduğundan meteorolojide çok fazla kullanılan bir yöntem değildir.
OŞİNOGRAFİ (OCEANOGRAPHY) Akıntılar ile gel-git de dahil olmak üzere okyanusları fiziksel, kimyasal, biyolojik ve dinamiksel olarak inceleyen bilim dalı. Bilindiği gibi denizler ve okyanuslar hem temel ısı deposu hem de atmosferik su buharının ana kaynağıdır. Deniz ve okyanusların atmosferle karşılıklı etkileri, hem bir bütün olarak dünya üzerindeki iklim dağılımlarını anlamak hem de bitişik karalardaki meteorolojik değişkenlerin günden güne olan değişimlerini belirlemek bakımından büyük önem taşırlar.
OTOMATİK İSTASYON (AUTOMATIC STATION) Meteorolojik faktörlerin ölçümünde ve gözlemlenmesinde insana gerek duyulmaksızın, otomatik cihazlarların kullanılmasıdır.
OZON ((O3) OZONE) Her molekülü üç atom içeren moleküler oksijenin bir şekli. Renksiz fakat özel bir kokuya sahiptir. Molekül ağılığı 48'dir. Atmosferde normal sıcaklık ve basınçta 0.2 ile 0.6 cm. gibi çok ince bir tabaka halinde ve çok az miktarda bulunur. Ozon gazı yüksek atmosferde güneşten gelen kızılötesi radyasyonun oksijenle kimyasal ilişkisi sonucu ortaya çıkar. En yüksek yoğunluğuna 25. kilometrelerde, en yüksek hacim oranına da 35. kilometrelerde ulaşır. Yeryüzünden, insan etkinlikleriyle salınan çeşitli gazlar, kloroflorokarbonlar (CFCs) nedeniyle çok çabuk onlarla reaksiyona girerek normal oksijene dönüştüğü için miktarı ve örtüsü yer yer kaybolmaktadır. Ozon miktarındaki ve dağılımında yaşanan bu değişmeler hem güneşten gelen zararlı radyasyonun yere kadar ulaşmasına hem de yeryüzündeki hava olaylarının seyrinin, kuvvetinin, sıklığının ve oluş şeklinin değişmesine neden olmaktadır. Günümüzün en büyük sorunlarından biriside giderek azalan ozon miktarı ile yok edilen ozon tabakası yani ozon delikleridir.
OZON TABAKASI (OZONE LAYER) Oksijenden türeyen ozon gazı miktarının yüksek olduğu atmosfer tabakası. Bu tabakanın görevi güneşten gelen insan ve diğer canlılar için zararlı ışınlara, özellikle kızılötesi ışınlara karşı filtre mekanizması oluşturmasıdır. Troposfer ve stratosfer arasında yer alır ve yerden olan yüksekliği yaklaşık 15-20 km.dir.
OZONOSFER (OZONOSPHERE) Oksijenden türeyen ozon gazı miktarının yüksek olduğu atmosfer tabakası. Bu tabakanın görevi güneşten gelen kızılötesi ışınlara karşı filtre mekanizması oluşturmasıdır. Troposfer ve stratosfer arasında yer alır ve yerden olan yüksekliği yaklaşık 15-20 km.dir.
|