Ana Menü
Ana Sayfa
Download
Duyurular
Makale/Deneme
Sözlükler
CBS
Uzaktan Algılama
Eğitim
Toprak Bilgisi
English News
İletişim
Haber Yolla
Bağlantılar
Uydu&Harita
E-Kart
Toprak Kitapları
İş İmkanları (Akademik)
Oturum Açma Formu





Parolamı Unuttum!
Kayıt Olun
Ana Sayfa
Meteoroloji J-K PDF Yazdır E-Posta
Thursday, 20 October 2005

Reklam:

{mosgoogle}

J


JEOFİZİK (GEOPHYSICS)
Yerkabuğunun doğası ve fiziksel özellikleriyle ilgilenen bilim dalı. Jeofiziğin ilgilendiği temel konular arasında, yerkürenin fiziksel olayları ve bileşenleri, yerküreyi saran su ve hava tabakası da vardır. Jeofizik ile ilgili diğer bilimler, meteoroloji, Jeoloji, sismoloji, volkan bilim, oşinografi, hidroloji ve ilgili deniz bilimleridir. Konu biraz daha geniş düşünülürse astronomi ve diğer astro-bilimler de konuyla ilişkilendirilebilinir.

JEOMANYETİZM (GEOMAGNETISM)
Yerkürenin manyetik alanı ve bu alanda meydana gelen değişikliklerin içeriği ve nedenlerinin analizi.

JEOPOTANSİYEL (GEOPOTENTIAL)
Birim kütlenin, -deniz seviyesi başlangıç alınarak- yerçekimi kuvveti alanı içinde, birim yüksekliğe çıkartılmasıyla kazanmış olduğu enerjinin sayısal değeridir. Dinamik metre ile ifade edilir. Hava hareketlerinin geometrik yükseklik hareketleri yerine joepotansiyel yükseklikte hareketlerini incelemek daha doğrudur çünkü geometrik yükseklik boyunca hareket eden hava parseli ya enerji alır yada kaybeder bu nedenle de sağlıklı bir bilgi elde edilemez. Jeopotansiyel yüksekliğin, hem geometrik yüksekliği iyi temsil etmesi hem de hava hareketlerinin yükseltilerini sağlıklı göstermesi nedeniyle kullanımı doğrudur.

JEOSFER (GEOSPHERE)
Yerkürenin hidrosfer (suyla kaplı kısmı) ve litosferden (kara ile kaplı kısmı) oluşan kısmı. Bilindiği gibi jeosfer, atmosfer tarafından çevrelenmiş olan dünya için kullanılan bir terimdir. Jeosfer ile atmosferin birleştiği yerde biyosfer olarak bilinir.

JEOSTROFİK AYRIŞTIRICI (GEOSTROPHIC DIVIDERS)
Hava haritası üzerindeki verilerden jeostrofik rüzgar hızını elde etmek için kullanılan Jeostrofik Rüzgar Ölçeği mantığına göre çalışan alet.

JEOSTROFİK RÜZGAR (GEOSTROPHIC WIND)
Gradyan rüzgarının özel bir şeklidir. Birbirlerine zıt yönde olan basınç gradyan kuvveti ile Koriolis kuvveti arasında ve onlara dik olarak, sadece yerçekimi kuvveti etkisi altında, değişmeyen basınç alanı içinde, izobarlara paralel olarak, doğrusal yönde gerçekleşen hava hareketi. Bu tür rüzgarda, sürtünmenin olmadığı, akışın eğimsiz ve doğrusal olduğu, dikey ivme ile konverjans ve diverjansın olmadığı varsayılır.

JEOSTROFİK RÜZGAR ÖLÇEĞİ (GEOSTROPHIC WIND SCALE)
Değişik enlemlerde kullanılabilmesi için çok ölçekliliğe uygun, genelde saydam materyallerden yapılmış, analiz edilmiş hava haritalarından Jeostrofik rüzgar hızını elde etmeye yarayan grafiksel alet. Bu ölçeği hazırlayan kişi, ölçeğin hazırlanma aşamasında; kullanılan hava haritalarının ölçeğini, uygulanacak izobar aralığını, havanın yoğunluğunu ve istenilen hız birimini dikkate almalıdır.

JET (JET)
Çevresine, etrafını saran havanın hareketine göre hızlı hareket eden rüzgar akımı.

JET AKIMI (JET STREAM)
Kuzey ve Güney Yarımkürelerde, subtropikal bölgeler ile orta enlemlerin yüksek troposfer seviyesi içinde esen, göreceli olarak dar şerit halindeki kuvvetli rüzgar alanı. Esme, yarı sürekli bir biçimde batıdan doğuya tüm küreyi kapsar. Jet akıntısının en önemli özelliği, kutuplardan ekvatora veya ekvatordan kutuplara esmesi durumunda hava sıcaklığı değişimine neden olmasıdır. Jet akıntılarının tam yeri izoterm sıkışmaları ve kuvvetli dikey rüzgar 'shear' ları ile belirlenir. Arktik, aşağı seviye, kutupsal ve subtropikal gibi türleri vardır. Uzunluğu birkaç bin kilometreye ulaşırken kalınlığı birkaç kilometredir. Rüzgar hızının jet akıntısına dahil edilebilmesi için hızının 60 Knots veya daha fazla olması gerekir.

JET AKINTISI SİRRÜSÜ (JET STREAM CIRRUS)
Jet akıntısının veya bulunduğu seviyede kuvvetli dikey rüzgar 'shear'ı olduğunun göstergesi olan ince tel şeklinde gözlenen cirrus bulutlarına verilen isim.

JET RÜZGARI HIZ PROFİLİ (JET WIND SPEED Profile)
Alt ve üst seviyelerinde yavaş hareket eden hava akımına karşın, yüksek seviye rüzgarlarının dar bir şerit haline hızlı bir şekilde esmesiyle karakterize edilen dikey rüzgar hız profili.

JEVON ETKİSİ (JEVON'S EFFECT)
Yağışölçerin bizzat kendisinin neden olduğu, ölçülen yağış miktarının çevresini yansıtmadığı görüşünü açıklayan etki. Jevon'a göre, yağışölçerin kendisi, üzerinden geçen rüzgarda bir türbülans yaratır ve bu türbülansta yağışölçerin içerisine girmesi gereken yağış miktarını etkiler. Yağışölçerde gerçekleşen kayıp rüzgar hızıyla doğru orantılıdır. Birçok yerde bu etkiyi sıfırlamak için yağışölçerin etrafına rüzgar korunakları yapılmıştır.

Jp (Jp)
Bofor Hava Sembolleri Sisteminde, istasyonun rüyetinde yağış rasat edilmesi durumunda kullanılan kısaltma.

JUL (JOULE)
M.k.s ölçü birimler sisteminde iş veya enerji birimi. Jul, 1 Newton'luk bir kuvvetin uygulanmasıyla, uygulanan cismin, kuvvet doğrultusunda 1 metre hareket ettirilmesiyle yapılan iştir.

JUL YASASI (JOULE'S LAW)
Sabit sıcaklıkta gazın sıkıştırılmasıyla yapılan her türlü iş ısıya dönüşür veya tam tersine, sabit sıcaklıkta gazın genleşmesi için emmesi gereken ısı yapılan işe eşittir düşüncesini açıklayan termodinamik yasası.







K




K (K)
Mutlak sıcaklık ile aynı olan Kelvin Sıcaklık Ölçeği için kullanılan kısaltma. Kelvin ile Santigrat arasındaki ilişki K°=C°+278 eşitliğiyle bulunur.

K ENDEKSİ (K INDEX)
Dikey sıcaklık lapse-rate'i, aşağı seviye atmosfer tabakalarının nem içeriği ve nem tabakasının dikey boyutuna dayanarak oraj potansiyelinin ölçülmesinde kullanılan indeks.

KABARCIK (EBULLITION)
Sıvının kaynamasına ilişkin olay. Suyun kaynaması sırasında, kaynayan suyun içerisinde çok çabuk doymuş bir şekilde buhar kabarcıkları oluşur. Bu kabarcıklar su yüzeyine ulaşır ve dağılır.

KABARMA/ÖLÜ DALGA (SWELL)
Oluşum alanları, kaynakları dışında görülen okyanus ve deniz dalgaları için kullanılan terim. Ölü dalgaların kaynakta oluşan esas dalgalara göre daha uzun periyotlu, daha düz (tepesiz) ve daha düzenli olduğu görülür.

KAÇAK TOZ (FUGITIVE DUST)
Endüstriyel kaynaklı bacalar gibi belirli bir kaynağı olmayan, hangi kaynaktan geldiği tam olarak saptanamayan açık alanlardan, otoyollardan ve üretim tesisleri gibi farklı kaynaklardan oluşan toz.

KAÇIŞ HIZI (ESCAPE VELOCITY)
Moleküler yada atomik gaz parçacıklarının, bir gezegenin yer çekim kuvvetinden ve atmosferinden kurtulabilmek için ulaşmak zorunda olduğu minimum hız. Bu tür bir kaçışta dünya atmosferinde eksozfer seviyesinde gerçekleşir.

KAHVERENGİ KAR (BROWN SNOW)
Bazı bölgelerde gözlenen, atmosferdeki toz parçacıkları ile karışarak yere inen ve kahverengi renkte olan kar yağışı. Dünya üzerinde yapılan gözlem kayıtlarına göre kırmızı ve sarı renkte kar yağışı da vardır.

KALAN (RESIDUAL)
Tek bir rasat ile seri ortalaması arasındaki fark veya tek bir rasatla, rasatların analizi sonucu elde edilen kabul edilmiş sabit değerlerden türetilmiş değer arasındaki fark.

KALAN TABAKA (RESIDUAL LAYER)
Yerde genellikle kopuk konveksiyon ve kararlı sınır tabakasından sonra öğleden sonra veya akşamın erken saatlerinde gelişen konvektif sınır tabakasının yükselen kısmına verilen isim.

KALEMA (KALEMA)
Kışın Gine kıyılarında rüzgar olmadığı halde görülen ve kıyılarda hasar yaratan çok kuvvetli ölü dalgalar.

KALINLIK (THICKNESS)
Belli bir yerde, belli basınç seviyeleri arasındaki jeopotansiyel yükseklik farkı. Atmosferin bir tabakasının kalınlığı, tabakanın tamamının ortalama sıcaklığı ile doğru orantılıdır. Meteorolojide daha çok 1000 ile 500 mb. arasındaki jeopotansiyel yükseklik farkı kalınlık değeri olarak alınır. 1000-500 mb. kalınlık değerleri ile atmosferin alt tabakalarındaki sıcaklık profilleri arasında fark olabilir. Bunun nedeni de üst tabakalarda gerçekleşen hava olaylarıdır. Örneğin
Eğer alt tabakalar ısınırken üst tabakalar soğuyorsa, şu veya bu şekilde ortalama sıcaklık ve kalınlık aynı kalacaktır. Güneşli bir günde de durum aynı olacaktır. Kalınlık haritası yüksek ve alçak basınç alanlarının daha sağlıklı bir biçimde belirlenmesi için gereklidir çünkü alçak basınç alanlarında tabakanın kalınlığı daha fazla, yüksek basınç alanlarında ise daha azdır.

KALORİ (CALORIE)
Bir ısı enerjisi birimidir ve 15 °C'deki bir gram suyun sıcaklığını 1 °C yükseltebilmek için gerekli olan ısı miktarını gösterir.

KAMA (WEDGE)
Yeryüzü üzerinde bulunan yüksek basınç merkezlerinin merkezden dışarıya doğru sünmüş, bombe yapmış kısmı için kullanılan bir terim. Sırt kelimesiyle eş anlamlı olarak kullanılır. Yüksek basınç merkezlerinde hızlı hareket eden sırtlarda 'kama' teriminin kullanılması tercih edilmektedir.

KAN YAĞMUR (BLOOD RAIN)
Atmosferde serbest dolaşan toz parçacıklarının yağan yağmurla birlikte yere düşmesi ve yerde yağmur damlalarından kaynaklanan kırmızı lekelerin oluşması durumu. Genelde çöllerden yüksek atmosfere kadar taşınan tozlar yağışla birlikte yere iner ve bu durum daha çok İtalya'da görülür. Hatırlanırsa, Irak-Kuveyt arasında yaşanan savaşta da yanan petrol kuyularından atmosfere taşınan is ve duman nedeniyle, Doğu Akdeniz ile Güneydoğu Anadolu'nun birçok yerinde kara yağmur yağmıştı (Bknz. Ali Demirel-Kara Yağmur- DMİ Uzmanlık Tezi. Meteoroloji Kütüphanesi.).

KANYON RÜZGARI (CANYON WIND)
Dağ yamacından aşağı inen rüzgarın kanyon tarafından yönlendirilerek kanyon boyunca esmesi. Bir tür meltem.

KAPALI (OVERCAST)
Gökyüzünün tamamının bulutlarla kaplı olması durumu, yani 8/8'inin kapalı olması, gökyüzünün bulutlardan görülememesi durumudur.

KAPALI ALÇAK (CLOSED LOW)
İzobarlarla tam olarak çevrilmiş olan alçak basınç sistemi. Sistem güneyinden aldığı ana batılı rüzgarlarla çok yavaş hareket eder. Genel olarak tüm alçak merkezler kapalıdır.

KAPALI/KOPUK ALÇAK (CUT-OFF LOW)
Jet-stream'ın ekvator tarafında yer alan soğuk alçak. Çoğunlukla bahar mevsiminde, ABD'nin güneybatı ve Afrika'nın kuzeybatı kıyılarında görülür.

KAPALI/KOPUK YÜKSEK (CUT-OFF HIGH)
Jet-stream'ın kutup tarafında yer alan sıcak yüksek. Çoğunlukla bahar mevsiminde, Sibirya'nın kuzeydoğusunda, Alaska ve Grönland'da görülür. Bloke edici/engelleyici yükseklere iyi bir örnektir.

KAPİLLATUS (CAPILLATUS)
Cumulonimbus bulutlarının örse benzeyen tepelerinin alt taraflarının lif lif olması durumu veya saça benzeyen şekli.

KAR (SNOW)
Buz kristallerinden oluşan, parlak, beyaz, katı ve çok kere altıgen şekle sahip donan yağış. Kar yağışı çoğunlukla stratiform tipi bulutlardan, eğer sağanak şeklindeyse cumuluform tipi bulutlardan meydana gelir. Atmosferik su buharının 0 °C'den daha aşağı bir sıcaklıkta donması durumunda buz kristalleri oluşur ve buz kristalleri yere tek parça halinde düşer. Eğer bu tek parça halindeki buz kristalleri bir araya gelirse kar tanesi halinde yere ulaşır. 0 °C'den aşağı sıcaklıklarda kar tanesi daha küçük, 0 °C'den yukarı sıcaklıklarda ise kar tanesi kuşbaşı kar olarak yani daha büyük boyutta yere ulaşır. Sinoptik açıdan bakıldığında, eğer yerde kar erimesi ve kar sürülmesi yoksa, saatte 0.5 cm.den az kar birikmişse kar yağışı 'hafif', 0.5 ile 4 cm arasındaysa 'orta', 4 cm.den fazla birikinti varsa 'kuvvetli' olarak nitelendirilir. Karın rengi normalde buz kristallerin yansıttığı ışık nedeniyle beyazdır ama eğer atmosferde asılı duran veya gezen kirleticiler varsa kar rengi o kirleticilerin renginde sarı veya kırmızımsı olabilir. Kar güneş radyasyonunu derinlik ve yoğunlukla ters orantılı olarak geçirir. Termal iletkenliği, yoğunluğunun bir fonksiyonudur ve iletkensizliği kar içerisinde kalan havaya bağlıdır. Klimatolojik olarak, kar tabakası gelen güneş radyasyonunun hemen hemen tamamını yansıttığı için genelde sıcaklığı 0 °C'den yukarı çıkmaz. Kar ve kar örtüsü birçok yerde iklim özelliklerini belirleyici bir etkendir.

KAR ANKETİ (SNOW SURWEY)
Belli bir bölgede veya su yatağında bulunan kar örtüsünün erimesiyle ortaya çıkacak toplam su miktarını hesaplayabilmek için kar örtüsünün değişik noktalarında aynı anda yapılan kar kalınlığı ve kar erimesiyle elde edilen su ölçümleri için kullanılan terim.

KAR ÇİTİ (SNOW FENCE)
Kara ve demiryollarının sürülen ve savrulan kardan etkilenmemesi için yolların rüzgar alan tarafına, yoldan 15 metre uzaklığa çekilen 1.5 ile 3 metre yüksekliğindeki çit. Eğer kış şartları çetinse ve fazla kar yağışı ve sürülmesi oluyorsa o zaman 30'ar metre aralıklarla üç veya dört ayrı çit çekilmek zorundadır. Çekilen çitler rüzgar hızını kestiği için sürüklenen karlar çitin kuytu tarafında yığılır. Birçok ülkede yolların kenarlarına dikilen çalı ve ağaçlar doğal kar sürülmesini engelleyici çit olarak görev yapmaktadır.

KAR DUVARI (SNOW SHED)
Demiryollarının kenarlarında yağan karın kayarak demiryolunu kapatmasını engellemek, demiryolunu kar fırtınalarından korumak amacıyla ağaçtan veya betondan yapılan duvarlar için kullanılan terim. Demiryollarının bazı bölümlerinde bu duvarların yapılması zorunludur çünkü kuvvetli şekilde yağan kar nedeniyle duran trenin tekerlekleri arasına ve altına dolan kar trenin bir daha hareket edememesine neden olmaktadır.

KAR ERİMESİ (SNOW MELT)
Ağaç, çalı ve karla kaplı alanlardaki karın değişik nedenlerle erimesi sonucu oluşan su. Kar erimesi sonucunda oluşan bu suyun bir kısmı buharlaşır, bir kısmı Toprak tarafından emilir bir kısmı da toprak üstü suyu olarak akar.

KAR FIRTINASI (FLURRY)
Rüzgar hamlesi ile beraber, kısa süreli kar fırtınası. Ani ve kısa süreli rüzgar squallı. Kanada'da çığ yaratan rüzgara verilen ad. Çığ sırasında da havada uçuşan kar taneleri olduğundan bu isim verilmektedir.

KAR HALATI (SNOW GARLAND)
Ağaçlardan, çitlerden ve diğer nesnelerden aşağı doğru sarkan güzel, kalın bir ipi andıran kar birikintisi. Kar kristallerinin ince şekilde, zar gibi donan su parçacıkları tarafından birbirine eklenmesiyle oluşan bir olaydır.

KAR HATTI (SNOW LINE)
Karla kaplı dağlık bölgelerde, daima karla kaplı olan bölgenin yükselti bakımından en alt sınırı. Bu sınır ortalama olarak İskandinav ülkelerinde 100-150, Alplerde 3000, Himalayalarda ise 5000 metre civarındadır. Kar hattı aynı enlemde bulunan dağlarda veya aynı dağın kuzey ve güneye bakan taraflarında birbirinden farklı olduğundan yukarıdaki değerler yaklaşık değerlerdir. Kar hattı ile yıllık ortalama sıcaklık arasında doğrudan bir bağ yoktur. Kar hattı daha çok kışın yağan kar miktarı, hakim rüzgar, eğimin bakmakta olduğu yön, eğimin dikliği ve kar kalınlığı tarafından belirlenir.

KAR HORTUMU (SNOW DEVIL)
Lokal hava akıntılarının konverjansı ile mekanik olarak oluşan küçük boyutlu dönen rüzgarlarla yerden taşınan karların oluşturduğu küçük hortum.

KAR ISKALASI (SNOW SCALE)
Kar sopası ile eş anlamlıdır. Çok fazla kar yağışı alan, kar yüksekliğinin fazla olduğu yerlerde, toprağa gömülmüş veya yüksek bir yere telle bağlanmış olarak sabit ve dik bir şekilde duran, üzerindeki bölümlenmiş veya farklı renklere boyanmış ıskaladan her an doğrudan kar kalınlığının okunabildiği tahta sopa.

KAR İHBARI (SNOW ADVISORY)
Ulaştırma sektöründe etkili olacak, ulaşımı engelleyecek veya hasarlara neden olacak kar yağışı beklendiğini belirten yazılı hava tahmin uyarıları. Kış fırtınası ihbarları koşullarından daha az etkili hava olaylarını vurgulamak için hazırlanan ihbarlara verilen isim.

KAR KABUĞU/ZARI (SNOW Crust)
Yere düşen ve belli bir tabaka oluşturan karın hafifçe erimesi ve sonradan kar yüzeyinin yeniden donmasıyla, kar yüzeyinde oluşan ince, zar şeklindeki buz tabakası.

KAR KALINLIĞI (SNOW DEPTH)
Yeni yağan ve eski karla birlikte yeni yağan karın ölçülen yüksekliği.

KAR KÖRLÜĞÜ (SNOW BLINDNESS)
Kar yüzeyinden yansıtılan parlak güneş ışınları sonucunda gözlerde oluşan geçici görme bozukluğu veya körlük. Kardan gelen parlak ışıklardan gözleri korumanın yolu ya siyah kar gözlüğü takmak ya da göz çevresini siyah bir boya ile boyamaktır.

KAR KRİSTALLERİ (SNOW CRYSTAL)
Tek, çatalsız buz iğneleri, kolonları veya parçacıkları şeklinde yere doğru yavaş yavaş düşen yağış türü. Beş ayrı şekilde görülmektedir
Altıgen kolonlar, altıgen piramitler, altıgen levhalar, üçgen levhalar, ve on iki kenarlı levhalar. Kar kristalleri cirriform tipi bulutlar ile don ve buz sisinin oluşumunu sağlarlar. Aynı zamanda kar kristalleri nedeniyle hale ve taç gibi görsel olaylar da gerçekleşir. Oluşumları yağmur damlasında olduğu gibi, nemin, yoğunlaşma çekirdeğinin etrafında, aşırı soğumuş bir ortamda yoğunlaşmayla gerçekleşir ama 'altıgen şekil' en önemli özellikleridir.

KAR KUTUSU (SNOW BIN)
Düşen karın miktarını ölçmek için kullanılan, özel olarak tasarlanmış kutu.

KAR ORAJI (THUNDER SNOW)
Yağmur yerine kar yağışı sırasında kışın görülen oraj. Atmosfer boyunca yerden yukarıya doğru, donma sıcaklığında veya daha düşük sıcaklıklarda olan güçlü yükselişler, kar ve buzun eriyerek yağmur şekline dönmesine neden olur. Özellikle yoğun kar yağışı ile beraber görülen oraj bu gibi durumlarda gerçekleşir.

KAR ÖLÇER (SNOW GAGE)
Karın erimesiyle ortaya çıkan suyun dikey derinliğini ölçmek için dizayn edilmiş alet. Yağmur ölçer yani plüviyometre ile eş anlamlı olarak kullanılır. Düşen yağışın buharlaşmamasını sağlamak için kenarları keskin bir leğen ile yağışı toplayıp ölçmek sağlıklı olmadığından yağış ölçümü için de özel dizayn edilmiş aletler kullanılmaktadır. Yağışın en küçük miktara kadar ölçülmesi önemli ve buharlaşmayı engellemek gerekli olduğundan bu aletlerde gerekli işlemler yapılmıştır. Yağış ölçeğinde yağışı toplamak için genellikle çapı 8 inç (20.3 cm) çapında bir huni kullanılır. Buharlaşmayı en aza indirmek için huninin altında bulunan küçük bir delik ve ince bakır boruyla hunide toplanan su ölçeğin altında bulunan bir haznede birikir. Haznede biriken yağmur ve kar suyu ölçekli bir kap yardımıyla ölçülür. Yağış ölçerde en önemli parça hunidir. Huninin ağzı yağışı tam olarak toplamak için oldukça keskin aynı zamanda da içine giren karın tekrar savrulmaması için derindir. Yağış ölçerlere diyagram, saat ve terazi eklenmek suretiyle da yazıcı, kaydedici hale getirmek mümkündür.

KAR ÖRNEKLEYİCİ (SNOW SAMPLER)
Herhangi bir yerde birikmiş kardan dikey kesitte örnek almak için kullanılan, kar örneği alındıktan sonra kolayca açılabilir şekilde düzenlenmiş boru. Kar örnekleyici aleti ile alınan örnek, değişik zamanlarda, değişik yoğunlukta yağan kar miktarını belirlemek ve var olan kar paketinin, kar deposunun erimesi durumunda ortaya çıkacak su miktarını saptamak için önemlidir. Amerika'da kullanılan kar örnekleyicilerin üzerinde alınan karın yüksekliğine göre eşdeğer su miktarını gösterir ıskalalar vardır. Aletin kar içerisine rahatça sokulabilmesi için bir ucu keskinleştirilmiş alüminyum boru kullanılmaktadır.

KAR ÖRTÜSÜ (SNOW COVER)
Düşen karla kaplanmış yeryüzü parçası. Genellikle belirtilen bölgedeki toplam alana göre yüzde olarak belirtilir. Kuzey yarımkürede birçok alan kış boyunca karla kaplı olarak kalır. Sibirya ve Kanada'nın karla kaplı geniş alanları Kutupsal Karasal Hava (cP) kütlesinin doğmasındaki tek ve temel nedendir. Yerin karla kaplı olarak kalma süresi aynı zamanda o yerin ikliminin oluşmasında da önemli bir etkendir. Çünkü, normalde çıplakken güneşten gelen radyasyonu emen toprak karla kaplı olunca hemen hemen tamamını geri yansıtır veya dağıtır. Kar örtüsü geceleyin yeryüzünden atmosfere geri dönecek olan radyasyon kaybını engellerken, gündüz boyunca da gelen radyasyonu geri yansıttığı için yerin güneşten ısınmasını engeller. Bu nedenle, kış boyunca karla kaplı yerlerde sıcaklık artışı görmek mümkün olmaz.

KAR PAKETİ (SNOWPACK)
Dağların yüksek kesimlerinden yıl boyu eksik olmayan kar örtüsü için kullanılan terim. Kar paketi, dünyanın birçok bölgesinde doğal su kaynağıdır ve karın erime mevsiminde potansiyel su rezervi olarak görülür.

KAR PASPASI (SNOW MAT)
Kar tahtasına benzer alet. 50 santimetrekare alanında ve dört ucuna, paspasının seviyesinin düzlüğünü sağlayabilecek şekilde ayak yerleştirilmiş olan ince tahta levha. Paspasın kar ölçümündeki temel amacı, yeni yağan karı eski kardan ayırmak ve yeni yağan karın yüksekliğini sağlıklı bir şekilde ölçmektir. Kar yağışının fazla olduğu yerlerde bu paspasın kenarında birde kar yüksekliğini gösterir tahta cetvel vardır.

KAR SAĞANAĞI (HAFİF) (SNOW FLURRY)
Rasat ve METAR'larda "SHSN" olarak rapor edilen, yerde ölçülebilecek kadar miktar bırakmayan, kısa süreli hafif kar sağanağı için kullanılan bir deyim.

KAR SAĞANAĞI (SNOW SHOWER)
Ani başlama, ani bitiş ve değişen yağış yoğunluğu ile karakterize edilen kar şeklindeki donmuş yağış. Rasat ve METAR'larda "SHSN" olarak rapor edilir.

KAR SAVRULMASI (SNOW BANNER)
Bir volkandan çıkan duman kütlesine benzer görüntüde, dağ tepelerinden savrulan toz şeklindeki kar için kullanılan terim.

KAR SEVİYESİ (SNOW LEVEL)
İlgili hava kütlesinin sıcaklık yapısına bağlı olarak, dağlık alanlarda yağışın yağmur halinden kar haline geçtiği yükselti.

KAR SIRTI (SASTRUGI)
Kar yüzeyi üzerinde esen rüzgarların kar yüzeyi üzerinde oluşturduğu düzensizlik, dalgalar ve değişik şekilleri tanımlamak için kullanılan Rusça kökenli kelime.

KAR SOPASI (SNOW STAKE)
Kar ıskalası ile eş anlamlıdır. Çok fazla kar yağışı alan, kar yüksekliğinin fazla olduğu yerlerde, toprağa gömülmüş veya yüksek bir yere telle bağlanmış olarak sabit ve dik bir şekilde duran, üzerindeki bölümlenmiş veya farklı renklere boyanmış ıskaladan her an doğrudan kar kalınlığının okunabildiği tahta sopa.

KAR SQUALI (SNOW SQUALL)
Ani kuvvetli rüzgar ve "squall"la birlikte görülen kuvvetli kar sağanağını tanımlamak için kullanılan terim.

KAR SÜRÜLMESİ (SNOW Drift)
Kuvvetli rüzgarların esmesi durumunda, yere düşmüş veya düşmekte olan karın rüzgarın etkisiyle açık alanlardan alınıp kuytu yerlere taşınması ve oralarda yığınlar şeklinde biriktirilmesi olayı. Meteorolojide aşağı ve yukarı seviyelerde gerçekleşen kar sürülmeleri ayrı ayrı işaretlerle belirtilir.

KAR TAHTASI (SNOW BOARD)
Üzerine düşen karların tekrar savrulmasını engelleyen, karı daha iyi tutmak amacıyla, üzeri fanila türü pamuk bir bezle kaplanmış 40 santimetrekare alanında beyaz, ince ve tahtadan yapılmış kar yükseklik ölçüm levhası. Kar paspasına benzer.

KAR TANECİKLERİ (SNOW PELLETS)
Donmuş karla aynı anlamda kullanılır. Beyaz, saydam, yuvarlak veya bazen saydam koni şeklinde yere düşen donmuş yağış. Çapları 2 ile 5 mm. arasında değişir. Dolu gibi, yere düştüğünde veya yerden sıçradığında kolayca ezilebilir, kırılabilir ve kolayca sıkıştırılabilir. Bazen yumuşak veya küçük dolu olarak isimlendirilir. Rasat ve METAR'larda "GS" olarak rapor edilir.

KAR TÜPÜ (SNOW TUBE)
Herhangi bir yerde birikmiş kardan dikey kesitte örnek almak için kullanılan, kar örneği alındıktan sonra kolayca açılabilir şekilde düzenlenmiş boru. Kar tüpü ile alınan örnek, değişik zamanlarda, değişik yoğunlukta yağan kar miktarını belirlemek ve var olan kar paketinin, kar deposunun erimesi durumunda ortaya çıkacak su miktarını saptamak için önemlidir. Amerika'da kullanılan kar tüplerinin üzerinde alınan karın yüksekliğine göre eşdeğer su miktarını gösterir ıskalalar vardır. Aletin kar içerisine rahatça sokulabilmesi için bir ucu keskinleştirilmiş alüminyum boru kullanılmaktadır. Kar örnekleyici ile aynı anlamda kullanılmaktadır.

KAR YAĞIŞI (SNOWFALL)
6 saatlik periyotlarla, santimetre cinsinden ne kadar kar yağışı olduğunu belirtir ifade. Düşen karın su olarak karşılığı ya belli formüllerle hesaplanır ya da karın buharlaştırılmadan eritilmesiyle elde edilen su belli bir ölçekte ölçülür.

KAR YANIĞI (SNOW BURN)
Kar yüzeyinden yansıyan güneş ışınları nedeniyle insan vücudu derisinde oluşan yanıklar. Kar yanığı güneş yanığıyla aynı özellikleri taşır.

KAR YASTIĞI (SNOW PILLOW)
Kar çitleri ve kar duvarlarının kuytu taraflarında çit ve duvarın rüzgar geçiren kısımları arasında yığılmış yastık benzeri kar birikintisi.

KAR YİYİCİ (SNOW EATER)
Karla kaplı yüzeyler üzerine doğru esen aşağı doğru eğimli sıcak veya fön rüzgarlarının karı eritmesi durumunda bu rüzgarlar için kullanılan terim.

KAR YUVARLAKLARI (SNOW ROLLER)
Kadınların ellerini soğuktan korumak için kullandıkları kürk eldivenleri andıran, rüzgar tarafından tepelerden koparılan ve rüzgar tarafından hareket ettirilemeyecek büyüklüğe ulaşan kadar sağa sola yuvarlanan, ama gerek eğim eksikliği ve gerekse yeterli büyüklüğe ve şekle sahip olmadıkları için fazla hareket edemeyen, ıslak ve yapışkan kar. Bu tür kar yuvarlaklarının oluştuğu yerler genellikle "V" şeklindeki arazilerdir. Şekilleri yuvarlak şekilde sarılmış uyku çantalarına benzer. Bazılarının büyüklükleri bir metre uzunluğa ve bir buçuk metre çapa ulaşır.

KAR YÜRÜMESİ (SNOW Creep)
Dağlarda bulunan kar tabakalarının, dağ yamaçlarından aşağıya doğru yavaş ve sürekli olan kayma hareketi için kullanılan terim.

KARA/ANAKARA (CONTINENT)
Okyanus tabanlarının zamanla yükselmesiyle oluşan çok büyük kütleli kara parçaları. Bilindiği gibi yeryüzünün üçte birini karalar oluşturur.

KARA (veya DENİZ) MELTEMİ (Land (or SEA) BREEZE)
Deniz yüzeyi ile etrafını çevreleyen kara arasındaki farklı ısınmadan kaynaklanan günlük rüzgar. Kara meltemi, geceleyin deniz yüzeyinin karalardan daha sıcak olması nedeniyle karalardan denize doğru eserken, deniz meltemi ise gündüz süresince karaların deniz yüzeylerinden daha fazla ısınmasıyla, deniz yüzeyinden karaya doğru esen şeklidir. Kara ve denizlerin farklı ısınıp soğumaları kıyı ve kıyı yakınlarında az da olsa bir basınç gradyanının oluşmasına neden olur. Kara ve deniz meltemlerinin hızı ve etkili olduğu seviyenin yerden olan yüksekliği, denizsel alanın genişliği ile etrafını çevreleyen karasal alanın topografyasına bağlıdır.

KARA RÜZGAR (RESBAHAR/RRASHABA)
Kuzey Irak'ta sıradağların eteklerinde esen kuvvetli ve hamleli doğulu rüzgarlara verilen ve 'kara rüzgar' anlamına gelen bir kelime.

KARA/DENİZ MİLİ (MILE)
Kara ve denizlerde uzunluk ölçüsü olarak kullanılan birim. Meteorolojide daha çok deniz mili kullanılır. Uluslararası kabule göre deniz mili 1852 metreye eşittir. Kara mili 1151 m.dir.

KARABURAN (KARABURAN)
Orta Asya'da, İlkbahar başlarından yaz sonuna kadar hemen hemen her gün esen doğu-kuzeydoğulu kuvvetli fırtına. 'Kara fırtına' adı da verilen bu kuvvetli rüzgarlar, çöllerden kaldırdığı toz ve kumların bulut şeklinde oluşmasına, yaşamın zorlaşmasına ve gökyüzünün görülemez hale gelmesine neden olur. Fırtınalı dönemde o bölgede yaşam durur.

KARARLI (STABLE)
Bir hava parselinin, dikey sıcaklık dağılımı ve dikey seviyeler arasındaki denge nedeniyle, seviyeler arasında hareket etmeye veya yükselmeye karşı dirençli olması, diğer bir deyişle hava parselinin çevresini saran hava parselleri ile uyum içinde, dengede ve hemen hemen aynı özellikleri taşıyor olması durumu. Yükselen havanın yoğunluğu etrafını saran havadan daha fazlaysa tekrar ilk yerine döner ve kararlı yapısını sürdürür. Kararlı bir havanın etrafındaki hava yükseldiğinde yerine gelen hava ile aynı yoğunluğa sahipse hava yine kararlı özelliğini korur.

KARARLI ÇEKİRDEK (STABLE CORE)
Günbatımından sonra, sıcaklık enverziyonu ile yükselen hava parselinin gece boyunca vadi üzerinde kalması durumu.

KARARLI SINIR TABAKASI (STABLE BOUNDARY LAYER)
Geceleri veya kışın yerde oluşan kararlı hava tabakası, yerden atmosfere doğru radyasyonla ısı kaybı nedeniyle azda olsa ısınır ve yukarı doğru gelişir. Kararlı havanın yükselebildiği bu üst sınır kararlı hava sınır tabakası kavramıyla tanımlanır. Bu sınır tabakası aynı zamanda soğuk yer üzerinde hareket eden sıcak hava adveksiyonlarında ve eriyen buz tabakaları üzerinde de görülür.

KARARLILIK (Stability)
Bir hava tabakasının dikey hareketlere karşı dirençlilik derecesi.

KARARSIZ (UNSTABLE)
Yükselen hava tabakasının etrafını saran havadan daha az yoğun olması koşulunda ortaya çıkan durum. Yükselen hava parselinin sıcaklığı çevre sıcaklığına kadar aniden düşemeyeceği için çevre sıcaklığına ulaşana kadar yükselmek durumundadır.

KARARSIZLIK (INSTABILITY)
Kararlı, denge durumundaki hava parselinin, ilk konumundan uzaklaşması, hareket ederek yer değiştirme eğilimi göstermesi. Atmosferde bu tür hareketler kendiliğinden konvektif faaliyetlere ve şiddetli hava olaylarına neden olur. Hava parseli yukarı doğru hareket ettiğinde dikey ivme kazanır ve cumulus bulutlarının oluşumuna ve büyük olasılıkla oraja neden olur. Dört değişik tür kararsızlık vardır: Mutlak, koşullu, konvektif ve gizil. Bu dört ayrı kararsızlık türü ayrı başlıklar altında açıklanmıştır.

KARARSIZLIK HATTI (INSTABILITY LINE)
Sinoptik meteorolojide, yerde belirgin bir cephe hattı ile tanımlanamayan, uzanmakta olduğu alan boyunca hafif veya orta şiddette karasızlık (konvektif faaliyetler) olaylarının gözlendiği, birkaç yüz kilometrelik kuşak. Bu kuşağın belirlenmesindeki en önemli ipucu, yüksek seviye haritalardaki troflardır. Kararsızlık hattı, şiddetli hava olaylarına neden olursa o zaman da 'squall hattı' terimi kullanılır.

KARARSIZLIK YAĞIŞI (ARALIKLI) (INSTABILITY SHOWER)
Keskin bir lapse-rate veya atmosferin alt tabakalarındaki soğuk havanın sıcak bir yüzey üzerine doğru hareketiyle çabuk ısınması sonucu gerçekleşen kısa süreli aralıklı yağış. Kutup-karasal hava parsellerinin sıcak su yüzeylerinde hareketinde olduğu gibi kararsızlık yağışlarının çoğunda hava parseline yerden nem ilavesi söz konusudur.

KARARSIZLIK YAĞIŞI (PASSING SHOWER)
Bir açılan bir kapanan gökyüzünden yağmur sağanağı hamleleri şeklinde, hafif sağanaktan kuvvetliye kadar değişen, kısa süreli kararsızlık yağışı. Bu tür yağışlar bir hava parselinin sıcak bir yüzey üzerinden geçmesi sonucunda alttan ısınması, konveksiyon nedeniyle karasız yapıya bürünmesiyle oluşur. Bofor Hava Sembolleri Sisteminde 'p' ile simgelendirilir.

KARASAL HAVA KÜTLELERİ (CONTINENTAL AIR MASS)
Karasal özelliğe sahip hava kütlesi. Hava kütlelerinin ana karakteristiklerinden önce kısaltma olarak ( c ) ile gösterilen, hava kütlesi sınıflandırmasında ikincil özellik. Hava kütlesinin doğduğu kaynağın özelliğinin karasal olduğunu gösterir. Örneğin: cP; Karasal özelliğe sahip Kutupsal havayı simgeler.

KARASAL İKLİM (CONTINENTAL CLIMATE)
Geniş kara parçalarının yani kıtaların iç ve orta kesimlerinde hakim olan ve denizsel özellik göstermeyen iklim türü. Bu iklim türünün temel özelliği, yazların yağışsız, kurak ve sıcak, kışların ise az yağışlı ve oldukça soğuk geçmesidir. Gerek yazla kış arasında gerekse yıl boyu gece ve gündüz arasında çok fazla sıcaklık farkı vardır.

KARAYLA TEMAS (LANDFALL)
Tropikal siklonun gözünün ilk olarak karayla temas ettiği noktaya verilen isim. Okyanus veya büyük denizler üzerinde gerçekleşen tropikal siklonların karaya doğru hareket etmeleri durumunda, siklon gözlerinin karaya ilk dokundukları yere bu isim verilir.

KARBON MONOKSİT (CARBON MONOXIDE (CO))
Karbon içeren cisimlerin eksik yanmasından kaynaklanan, ağır, renksiz ve zehirli bir gaz. Atmosferde az da olsa bulunan bir gaz çeşididir.

KARBONDİOKSİT (CARBON DIOXIDE (CO2))
Ağır, renksiz ve kuru hava içinde en fazla bulunan gazların dördüncüsü. Kuru hava içinde bulunma oranı % 0.033. Bitkisel yaşam ve karbon bileşenlerinin oksitlenmesi (yanması) ile ortaya çıkan ve çoğunlukla bitkiler tarafından kullanılan, onlar için yaşamsal olan gaz. Okyanuslar bu gaz için iyi bir kaynaktır. Günümüzde, artan çevre kirliliği ve çevreyi hor kullanma, atmosferde bu gazın oranın artmasına neden olmuştur.

KARIŞIK BULUT (MIXED CLOUD)
Hem su damlacıkları hem de buz kristallerinden oluşan bulutlar için kullanılan terim. Altostratus, nimbostratus ve cumulonimbus karışık bulutlara birer örnektir. Çünkü bu bulutların alt seviyelerinde su damlacıkları varken üst seviyelerinde buz kristalleri bulunur.

KARIŞIM TABAKASI (MIXED LAYER)
Kirleticilerin konvektif faaliyetlerle ve türbülansla çok iyi dağıtıldığı, havayla iyi karıştığı yerden oldukça yukarılarda yer alan atmosfer tabakası.

KARIŞIK YAĞIŞ (MIXED PRECIPITATION)
Donan ve donmuş yağışın bir arada ve aynı zamanda görülmesi durumu. Karla beraber sulu karın gözlenmesi, kar ve donan yağmurun beraber yere düşmesi veya yalnızca sulu karın olması karışık yağışa örnektir.

KARIŞIKLIK (DISTURBANCE)
Birkaç farklı anlamda kullanılır. İlk kullanımı, küçük ölçekli ve etkisi az olan alçak veya siklonlar içindir. Aynı kavram siklonik gelişmelerin başlangıcını gösteren şartların görülmeye başlandığı alanlar için de kullanılır. Tropikal siklonların gelişim evreleri için kullanılan 'tropikal karışıklık' kavramı ise, tropikal siklonları diğer tip siklonlardan ayırmak için kullanılır.

KARIŞMA DERİNLİĞİ (MIXING DEPTH)
Konvektif faaliyetler ve türbülansla kirleticiler ve havanın iyi bir şekilde karıştırıldığı atmosfer tabakası ile yer arasındaki uzaklık.

KARIŞMA ORANI (MIXING RATIO)
Nemli bir karışım içinde, tam olarak kuru bir havanın her bir birim kütlesinin taşıyabildiği su buharı kütlesi.

KARIŞMAYLA YOĞUNLAŞMA SEVİYESİ (MIXING CONDENSATION LEVEL)
Atmosferde karışmayla yoğunlaşmanın gerçekleştiği seviye. Yerden yukarıya doğru dikine yükselen/yükseltilen nemli havanın soğuk hava tabakası ile karşılaşıp yoğunlaşmaya başladığı seviye. Kuru adyabatik olarak yükseltilen nemli havanın doymuş hale geldiği seviye.

KARLA KARIŞIK YAĞMUR (YAĞMURA BENZER) (RAIN AND SNOW, MIXED)
Yağmur ve karın aynı anda yağış olarak yere düşmesi olayı. Bu yağış türüne sulusepken kar yağışı adı da verilmektedir.

KARLA KARIŞIK YAĞMUR (YAĞMURA BENZER) (SNOW AND RAIN MIXED)
Yağmur ve karın aynı anda yağış olarak yere düşmesi olayı. Bu yağış türüne sulusepken kar yağışı adı da verilmektedir (sleet).

KARMAN SABİTESİ (KARMAN'S CONSTANT)
Yere yakın atmosfer tabakalarında, adyabatik lapse-rate olması durumunda, rüzgar yapısını belirleyen eşitlikte kullanılan bir sabite. Yapılan çalışmalarda bu sabite yaklaşık olarak 0.4 olarak alınmaktadır.

KARTANELERİ/KUŞBAŞI KAR (SNOWFLAKES)
Buluttan düşen buz kristalleri veya birbirine yapışmış buz kristalleri. Hava sıcaklığı düşükse kar taneleri hem küçük hem de yapıları basittir. Sıcaklık donma sıcaklığı civarında ise o zaman kristaller birleşir tane büyür ve yapı daha karmaşık bir hal alır.

KARTEZYEN KORDİNATLAR (CARTESIAN COORDINATES)
X, Y ve Z eksenlerinin karşılıklı olarak birbirlerine dik açı oluşturdukları düzlemsel koordinat sistemi.

KASIRGA (ARGO) (TWISTER)
Fırtına, hortum ve kasırga gibi kuvvetli hava olaylarının argodaki kullanımı.

KASIRGA (HURRICANE)
Kuzey Pasifik Okyanusunun doğusunda, Meksika Körfezinde, Karayıp Denizinde ve Kuzey Atlas Okyanusunda görülen, saatteki hızı 65 Knots veya 74 deniz milini (12 Bofor) geçen tropikal siklonlara verilen isim. Bu tür kasırgalara, Batı Pasifik'te tayfun, Hint Okyanusunda ise siklon adı verilmektedir.

KASIRGA / HORTUM (TORNADO)
Cumulonimbus bulutundan aşağı doğru sarkan ve yere dokunan, kendi dar ekseni etrafında şiddetli bir şekilde dönerek çok uzun yol kat edebilen hava kolonu. Baca görüntülü bu olay fırtına olarak isimlendirilen hava olaylarının en tahrip edicisidir. Kasırga dünyanın belli yerlerinde sık sık görülen meteorolojik bir olaydır. Kasırganın temel karakteristikleri şunlardır: Fazla kararsızlık sonucu oluşan kuvvetli bir Cb bulutu ile aşağı doğru sarkan ve kendi etrafında dönen hareketli bir vorteks, dolu ve gökgürültüsü başta olmak üzere kuvvetli yağış, helezon şeklinde yukarıya doğru dönerek yükselen kuvvetli rüzgar ki hızı 200 ile 400 kilometre arasındadır ve saatte yatay olarak 40 ile 75 kilometre hızla 450 kilometrelik bir rotada hareket.

KASIRGA DALGASI (HURRICANE WAVE)
Şiddetli bir tropik siklon merkezi çevresinde, yerleşim bölgesi veya açık denizde, deniz seviyesinin 4 ile 8 metre yükselmesidir.

KASIRGA GÖZLEMİ (HURRICANE WATCH)
A.B.D.'de kasırga ihbarı hazırlanıp yayınlandıktan sonra hava tahmincileri kıyıları ve takım adaları tehdit eden kasırga hakkında kamuoyunu bilgilendirebilmek için 24 veya 36 saat boyunca kasırganın merkezi, yoğunluğu ile hareket yön ve hızını izleyerek, topladıkları bilgileri 'kasırga gözlemi' adı altında sürekli olarak yayınlarlar.

KASIRGA İHBARI (HURRICANE WARNING)
A.B.D.'de hava tahmincilerinin, kıyılarda veya takım adalarda etkili olabilecek bir tropikal siklon veya kasırga tahmin etmeleri durumunda, 24 saat içinde Ulusal Kasırga Merkezi tarafından hazırlanıp, orada yaşayan insanları uyarmak amacıyla yayınlanan ihbardır. İhbarda, fırtınanın merkezi, yoğunluğu, hareket yön ve hızı belirtilir.

KASIRGA SIĞINAĞI (TORNADO CAVE/CELLAR)
Kasırga ve hortumlardan korunmak için kullanılan doğal veya insan yapımı sığınaklar için kullanılan terim. Sık sık kasırga ve tropikal siklon yaşanılan yerlerde yiyecek deposu olarak yapılan evin bir bölümü olayın gerçekleşmesi sırasında fırtına sığınağı olarak kullanılır.

KASIRGA VADİSİ (TORNADO VALLEY)
A.B.D.' de kuzey yönünde Teksas'tan Nebraska ve Iowa'ya kadar uzanan coğrafi koridor. Bu koridor gerek dünya üzerinde gerekse Amerika Birleşik Devletlerinde en fazla tornado yaşanan yer olduğundan bu ismi almıştır. Bu alan tornado kuşağı olarak ta isimlendirilir.

KASTELLANUS (CASTELLANUS)
Bir çeşit Ac. Bu tip bulutların üst taraflarında görülen çıkıntılar, az da olsa bulut içinde meydana gelen dikine faaliyetler sonucu oluşur ve kale mazgallarını andırır. Ortak ve düz bir taban üzerine dizili bu mazgallar sıra sıra şeklindedir. Bu kavram diğer bulut türlerinde de kullanılmaktadır.

KATABATİK RÜZGAR (KATABATİK WIND)
Dağ yamaçlarından aşağı doğru sürüklenen hava parselinin yaratmış olduğu rüzgar. Aşağı doğru inen hava ısındığı zaman 'fön' rüzgarı veya yöresel olarak 'chinook' veya 'Santa Ana' adı verilir. Hareket halindeki hava soğuk ise o zaman, 'drenaj' rüzgarı veya yöresel olarak, dağ meltemi, yamaç rüzgarı gibi isimler verilir. Anabatik rüzgarın zıt anlamlısıdır. Katabatik rüzgarların oluşum nedenleri şöyledir: Zayıf basınç gradyanı ve açık gecelerde görülen radyasyon kaybı, yer ve yere yakın seviyelerde soğuk bir hava ve buna bağlı olarak sıcaklık enverziyonunun oluşmasına neden olur. Yeryüzü de eğimli ise, soğuyan ve daha aşağıdaki hava parselinden daha yoğun olan hava parseli yamaç boyunca aşağı kayar ve katabatik rüzgarı oluşturur. Buzullarda oluşan rüzgarın mantığı da katabatik rüzgarın oluşum mantığıyla aynıdır.

KATACEPHE (KATAFRONT)
Atmosferin alt tabakaları dışında, sıcak havanın cephesel yüzey boyunca aşağı doğru iniş gösterdiği cephe türü.

KATAFALANKS (KATAPHALANX)
Soğuk cephe veya 'squall' yüzeyiyle eş anlamlı olarak kullanılan terim. Soğuk havanın sıcak havayla yer değiştirmesi sırasında oluşan süreksizlik hattı ve siklon yakınlarında yer alan bu hattın yerden yukarıya doğru belli bir eğimle uzanan yüzeyi.

KATALİNA DALGASI (CATALINA EDDY)
Güney Kaliforniya kıyılarına yakın yerlerde ve okyanus üzerinde oluşan zayıf alçak basınç merkezine verilen isim.

KATALOBAR (KATALLOBAR)
Belirli bir zaman dilimi içinde, barometrik basınç değerlerinin düşüş gösterdiği alan.

KATATERMOMETRE (KATATHERMOMETER)
20.yy başlarında Hill tarafından geliştirilen, insan rahatı ve sağlığı ile ilişkin olarak havanın soğutma etkisini ölçen alet. Katatermometrede ıslak ve kuru hazneye sahip olan bir termometre kullanılır. Islak hazne ıslatılıp, sıcaklık 43 dereceye kadar yükseltilir ve yükseltilen bu sıcaklığın yeniden insan vücudu sıcaklığına düşene kadar geçen zaman not edilerek insanların rahatı için havanın soğuma etkisi belirlenmeye çalışılır. Katatermometrenin diğer tipinde ise termometre sadece 35 ile 38 °C arası ölçeklidir. Termometre önce 40 °C' ye kadar ısıtılır daha sonra soğutulmaya bırakılır. 38 °C'den 35 °C' ye düşene kadar geçen zaman ölçülür.

KATILIM (ENTRAINMENT)
Cumulus bulutlarının üst taraflarında bulunan kubbe şeklindeki dikine faaliyeti gösterir oluşumlara çevresindeki bulunan hava parsellerinin katılması. Yeni katılan bu parseller, bulut sıcaklık, nem ve momentum özelliklerini yavaş yavaş etkilerler ve bulutla karışır.

KAYGANLIK (VISCOSITY)
Bir sıvının bozulmadan kalabilme özelliği. Sıvıların içsel sürtünmesi. Akışkanların kayganlığı, sıvı ve gazların içerisinde bulunan moleküler hareket tarafından sağlanır. Moleküler harekete ek olarak, atmosferde türbülans nedeniyle oluşan edi dalgalarının da kayganlığa etkisi vardır.

KAYIT KALEMİ/BAROGRAF (REGISTER PEN)
Barometrik değişimleri, basınç değişimlerini sürekli kaydeden basınçölçer. Barograflar cıvalı veya aneroid tipte olabilirler ama genellikle ikinci tip kullanılır. Aneroid barograf içi boş bir veya birkaç metal hücreden oluşur. Hücrelerden en alttaki sabittir ve en üsttekine ise bir kalem monte edilmiştir. Basınç değişimleri ile hücrelerde olan değişimler kalem tarafından kurulu bir saat üzerine yerleştirilmiş diyagrama kaydedilir. Bu aletlerin en hassas tarafı sıcaklıktan etkilenmeleri nedeniyle hata yapabilmesi ve çok küçük basınç değişimlerine zaman zaman tepki verememesidir. Bu nedenle zaman zaman standart barometre veya en yakın barometre ile karşılaştırılmalı ve hata oranında düzeltmesi yapılmalıdır.

KAYKAS (KAIKIAS)
Kuzeydoğulu veya kuzey-kuzeydoğulu rüzgarlara Yunanca'da verilen isim ve bu tür rüzgarın kişileştirilmiş adı.

KAYNAK BÖLGESİ (SOURCE REGION)
Genel atmosferik sirkülasyonun bir parçası olan büyük hava kütlesinin üzerinde uzun süre kalmasıyla özelliklerini aldığı, hemen hemen tek tip yüzey şekilleriyle karakterize edilen geniş yer yüzü parçası. Pettersen, kaynak bölgelerini sınıflamada değişik ölçütler kullanır. Bunlardan ilki; hava kütlesinin altında bulunan yerin doğasıdır (Arktik buzullar, karla kaplı yüzeyler, karla kaplanmayan karalar, geniş okyanus yüzeyleri ve homojen yüzeyler), Kutupsal (P), Tropikal (T), Ekvatoral (E) gibi; ikincisi bu yerlerin yaz ve kış mevsimine göre genel sirkülasyonla ilişkileri; yani denizsel kutupsal (mP) veya karasal kutupsal (cP) olduğu. Bu ikili ölçüte birde kaynak bölgesinin soğuk veya sıcak olduğu eklenir. Örnek olarak cPk denilince, karasal kutupsal soğuk hava kütlesi anlaşılır ki bu da kaynağa ait tüm bilgileri içerir.

KAYNAMA NOKTASI (BOILING POINT)
Sıvının doymuş buhar basıncının sıvı üzerindeki dış basınçla dengede olduğu sıcaklık. Bu nedenle sıvının kaynama noktası dış basınca göre değişiklik gösterir. Diğer bir deyişle, yüksek seviyelere çıkıldıkça basınç azalacağından suyun kaynaması için gerekli olan sıcaklıkta azalacaktır. Her 300 m.de kaynama noktası sıcaklığı 1.8 ° F. azalır. Standart atmosferde yani 760 mm. cıva seviyesinde normal kaynama noktası 100 ° C'dir.

KEDİ BUZU (CAT ICE)
Su birikintileri altında oluşan zayıf ve ince buz tabakası. Deniz kabuğu buzu olarak ta bilinir.

KEETCH-BYRUM KURAKLIK İNDEKSİ (KEETCH-BYRUM DROUGHT INDEX)
Orman içindeki orman toprağının derinlikleri ve organik toprakların kuraklığının şiddetini ölçen ölçüm aletlerinde kullanılan bir indeks.

KELLEŞME (EOLATION)
Fiziksel coğrafyada kullanılan bu terim, rüzgarlarla toprağın üst tabakasını oluşturan toz ve kumların sürüklenmesi sonucu çıplak kalmasını tanımlar. Rüzgar tarafından sürüklenen bu tabaka verimli üst tabakadır.

KELVIN SICAKLIĞI - MUTLAK SICAKLIK (KELVIN TEMPERATURE)
Kelvin ölçeği olarak bilinen, Lord Kelvin'in termodinamik ıskalası tarafından ölçeklendirilen sıcaklık dereceleri. Diğer tüm sıcaklık ölçekleri bu ıskalaya göre derecelendirilir. Kelvin ölçeklendirmesi, ideal gaz molekülünün ortalama kinetik enerjisi temeline dayalıdır. Mutlak ölçeklendirmede sıfır noktası, gazdaki moleküler hareketin olmadığı, durduğu sıcaklıktır. Bu sıcaklık ölçeklendirmesine göre, donma noktası (-273), kaynama noktası ise (+273) derece Kelvin'dir. Doğada ideal gaz bulmak mümkün olmadığından, pratikte bu derecelendirmeler hidrojen, helyum, argon, oksijen ve nitrojen gibi gazlarla yapılır. Bu ölçeklendirme genellikle fizik bilimleri ve dinamik meteorolojide kullanılır.

KELVIN SICAKLIK ÖLÇEĞİ (KELVIN SCALE OF TEMPERATURE)
Donma noktasının -273, kaynama noktasının ise +273 derece olarak alındığı sıcaklık ölçeğine verilen isim. Genellikle bilimsel amaçlar için kullanılır. Mutlak sıcaklık ölçeği olarak ta bilinir. İrlanda doğumlu, İskoçyalı fizikçi ve matematikçi olan W.T. Kelvin tarafından geliştirilmiştir. Bu ölçeğin geliştirilmesinde Carnot çevrimi dikkate alınmıştır.

KELVIN-HELMHOLTZ DALGALARI (KELVIN-HELMHOLTZ WAVES)
Statik kararlı bölgelerde, atmosfer içerisinde rüzgar 'shear'ıyla beraber görülen dikey dalgalara verilen isim. Stull tanımı olarak ta bilinir.

KEMOSFER (CHEMOSPHERE)
Fotokimyasal tepkimelerin olduğu, yüksek atmosferde 40 ila 80 km. kalınlığa ulaşan katman. Stratosferin tepe kısımları, mezosferin tamamı ve termosferin alt kısımları bu tabaka içinde değerlendirilir.

KENNELY-HEAVISIDE TABAKASI/E TABAKASI (KENNELY-HEAVISIDE LAYER)
Yerden 80 km. yukarıda ve yaklaşık 30 km. kalınlığa sahip, üst düzeyde iyonize olmuş atmosfer katmanı. Bu tabakanın elektrik geçirgenliği olmadığı yani yalıtkan olduğu için radyo dalgaları için büyük önem taşır. Yerden yapılan yayınlarda sinyaller bu tabakadan yansıyıp geri yeryüzüne döner ve böylelikle yapılan yayınların dinleyicilere ulaşması sağlanır. Eğer bu tabaka olmasaydı o zaman sinyallerin geri yere dönmesi mümkün olmayacak ve uzay boşluğunda kaybolacaktır.

KERN YAYI (KERN'S ARC)
Dairesel bir yay üzerinde ve bu dairesel yayın uzandığı yerin tam karşı noktasında merkezlenen ve çok az görülen yarı belirgin bir hale.

KEŞİF KODU (RECONNAISSANCE (RECCO) CODE)
Hava keşif uçağının uçuş yolu boyunca ve de özellikle tropikal kuşakta gerçekleşen hava olaylarını belirlemek için yaptığı uçuştan elde edilen meteorolojik bilgileri içeren kod sistemi.

KEW-PATTERN BAROMETRESİ (KEW-PATTERN BAROMETER)
19. yy'da P. Adie tarafından geliştirilmiş portatif bir deniz barometresi türü. Barometre göstergesi sadece cıva sütununun en üst noktasını okumak amacıyla, çelik hazne içindeki cıva seviyesi değişimleri göz önüne alınarak bölümlendirilmiştir. Barometre borusu da denizde olacak çalkalanmaları önlemek amacıyla civa çanağının hemen üst tarafından büzülmüştür.

KIRAĞI DONU (HOARFROST)
Hava sıcaklığı ve işba noktasının donma sıcaklığı altında olması durumunda, radyasyon nedeniyle soğumuş yüzeyler üzerinde oluşan pul, tüy veya yelpaze şeklindeki ince buz kristalleri. Kırağı, yerde oluşan çiğ tanelerinin sonradan donmasıyla olabileceği gibi, doğrudan 0 °C'nin altındaki bir sıcaklıkta su buharının cisimler üzerinde donmasıyla da olabilir. Sis ve bulut yerin radyasyonel olarak soğumasını engellediğinden sisli ve bulutlu havalarda kırağı görmek mümkün olmaz.

KIRAĞI (RIME)
Aşırı derecede soğumuş su damlacıklarının sıcaklığı 0 °C'den daha düşük katı bir çisime dokunması durumunda, çisim üzerinde oluşan beyaz ve kaba buz kristalleri birikintisine verilen isim. Kırağı daha çok cismin rüzgara bakan taraflarında meydana gelir. Kırağı yüksek yerlerde sık sık görülen bir meteorolojik olaydır.

KIRIK (BREAK)
Anormal derecede yüksek veya düşük sıcaklıklarda yaşanan çok ani değişim.

KIRILMA/DAĞILMA (REFRACTION)
Işık, ses ve radyo dalgaları gibi enerji dalgalarının farklı yoğunluktaki, sıcaklıktaki veya nem miktarındaki ortamlardan geçişte kısmen eğilmeye veya değişik yoğunluktaki ortamların sınırlarından geçişte ani eğilmeye uğraması yani doğrultu değiştirmesi olayı. Kırılmanın iki yasası vardır
Birincisi; gelen ışın, kırılan ışın ve geliş noktasında kırıcı yüzeye dik olan ışın aynı düzlemde uzanırlar. İkincisi; geliş açısının (normal ile gelen ışın arasındaki açı) sinüsünün kırılma açısının (normal ile kırılmış ışın arasındaki açı) sinüsüne oranı herhangi iki ortam için sabittir. Aynı kavram radar ekolarının bir ortamdan bir ortama geçişte yön değiştirmesi için de geçerlidir.

KIRILMA (DIFFRACTION)
Radyasyonun yayılması sırasında çarptığı bir nesne nedeniyle yön değiştirmesi. Işık ışınlarının kırılma oranları dalga boyları ve çarptıkları nesnelerin özelliklerine bağlıdır.

KIRMIZI KAR (RED SNOW)
Havada bulunan küçük organizmalar veya toz parçacıkları nedeniyle yağan karın renginin kırmızı olması durumu. Kutuplarda hemen hemen hiç görülmeyen bu olay A.B.D.' de herkes tarafından bilinen alışılmış bir durumdur. Özellikle Alplerde veya diğer dağlık bölgelerde sık sık rapor edilen bir yağış şeklidir.

KISA DALGA (SHORT WAVE)
Dalga boyu, süresi ve dalga yüksekliği açısından uzun dalgadan daha kısa olan dalgalardır. Meteorolojik literatürde, yaklaşık 0.5 mikronda azami etkiye ulaşan, 0.29 ile 4 mikron dalga boyu arasında olan güneş radyasyonudur. Kısa dalga, içinde bulunduğu temel akış ile aynı yönde hareket eder ve büyük olasılıkla oraj gelişiminde büyük katkısı vardır. Uzun dalgalara göre sayıları daha fazladır ve atmosferin üst seviyelerine çıkıldıkça kaybolur.

KISA VADELİ HAVA TAHMİNİ (NOWCAST)
Gelecek birkaç saat içindeki beklenen hava durumunu kapsayan kısa vadeli hava tahmini.

KISMİ BASINÇ (PARTIAL PRESSURE)
Gaz karışımında, genel gaz basıncını içinde, bu karışımı oluşturan gazlarının birisinin oluşturduğu basınç kısmı. Başka bir deyişle, karışımı oluşturan her gazın ayrı ayrı var olması ve karışım gibi aynı hacmi kaplaması durumunda meydana getireceği basınç demektir. Dalton Yasasına göre, gazlar karışımının genel basıncı, karışımı oluşturan kısmi basınçların toplamına eşittir.

KISMİ ENGEL (PARTIAL OBSCURATION)
Gökyüzünün tamamının değil ama 1/8 veya daha fazlasının yağış hariç olmak üzere bir engel tarafından kapatılması durumu. Bu durumda dikey rüyet kısıtlanır. Rasat ve METAR'da 'X' ile kodlanır.

KISMİ POTANSİYEL SICAKLIK (PARTIAL POTENTIAL TEMPERATURE)
Eğer bir hava parselinin kısmi hava basıncı 1000 Mb'a indirilirse, bu basınçta kuru hava parselinin bileşenlerinin ulaştığı sıcaklığa kımi potansiyel sıcaklığı ismi verilir.

KISRAK KUYRUĞU (MARE'S TAIL)
Belirgin cirrus bulutlarının kalınlaşarak cirrostratus'a dönüşümü, cirrostratus'unda zamanla alçalarak nem ve su taşıyan altostratus'a dönüşüm sürecini anlatan deyim. Başlangıçtaki damarlı, ince ve buz kristallerinden oluşan cirrus bulutları kısrak kuyruğuna benzer ve gelecek olan, yaklaşmakta olan fırtınanın habercisidir.

KIŞ (WINTER)
Yılın dört mevsiminden biri. Astronomik olarak, kış gündönümü (22 Aralık) ile ilkbahar gece-gündüz zaman eşitliği (22 Mart) arasında kalan süre. Güneşin etkisi diğer yarıkürede görüldüğünden yılın en soğuk havasının yaşandığı mevsim. Bilinen şekliyle, Kuzey Yarımkürede Aralık, Ocak ve Şubat aylarını, Güney Yarımkürede ise Haziran, temmuz ve Ağustos aylarını kapsayan mevsim.

KIŞ FIRTINASI (WINTER STORM)
Sonbahar mevsiminin sonundan ilkbahar mevsiminin başlangıcına kadar geçen sürede gelişen ve yerde kış yağışı olarak bilinen kar, donan yağmur ve buz birikintisinden herhangi birini bırakan fırtına. Tipi, buz fırtınası ve kuzeydoğulularda bu gruba dahildir.

KIŞ GÜNDÖNÜMÜ DEVRESİ (HALCYON DAYS)
Kış gündönümünden bir önceki ve bir sonraki haftaya eski insanlar tarafından verilen isim. Bu sürede, halk arasında, denizin çok sakin olacağı ve bu nedenle denizin denizciler için tehlikesiz olacağı yönünde inançlar vardır.

KIŞ GÜNÜ (WINTER DAY)
Öğleden sonraki sürede dahil olmak üzere sıcaklığın hiçbir zaman donma sıcaklığının üzerine çıkmadığı gün için kullanılan terim.

KITASAL KABUK (CONTINENTAL SHELF)
Karaların deniz ve okyanus içlerine doğru uzanan, yer yer tatlı eğimli, yer yer dik bir uçurum şeklinde okyanus diplerine kadar uzanan bölümü.

KIZIL GEL-GİT (RED TIDE)
Plankton adı verilen tek hücreli canlıların aşırı gelişmesi sonucunda deniz yüzeylerine yakın yerlerde gerçekleşen bir olay. Bu tek hücreli canlıların yaydığı zehirler nedeniyle birçok balık ölür. Bu ölü balıklarla beslenen tek hücreliler aşırı yemekten patlar ve suyun rengi kırmızıya bürünür.

KIZIL PARILTI (RED FLASH)
Güneşin batışı ve doğuşu sırasında üst kenarında çok kısa bir süre gözlenen parlak kırmızı renkli ve yatay çizgi. Güneş doğuşu sırasında, mavi, yeşil, portakal ve sarı renkler sırasıyla gözlenirken, batışında bu renk sıralaması tersine döner. Yeşil parıltı ile oluşum mantığı aynıdır.

KIZILÖTESİ (INFRARED)
Tüm sıcak nesneler tarafından yayılan uzun dalgalı elektromanyetik radyasyon. Elektromanyetik spektrumda, kızılötesi ışınlar mikro dalga radyasyon ile görülebilir ışık arasında yer alır. Su buharı, ozon ve karbondioksit kızılötesi ışınları emme ve iletme özelliğine sahiptir. 'IR' olarak kısaltılır.

KİMYA MODELİ (CHEMISTRY MODEL)
Hava kirliliği araştırmalarında kullanılan bilgisayar modeli. Bu model, kirleticilerin atmosfere taşınması ve yayılması sırasındaki kimyasal ve fotokimyasal tepkilerini gösterir.

KİNEMATİK ANALİZ (KINEMATIC ANALYSIS)
Atmosferik rüzgar akım alanları için yapılan analiz.

KİNETİK ENERJİ (KINETIC ENERGY)
Bir cismin hareketi süresince kazanmış olduğu enerjiye verilen isim.

KİRLETİCİ (POLLUTANT)
İnsan ve insanın yaşadığı çevrede istenmeyen etkiler yaratan atmosfer içerisindeki sıvı aerosol, gaz ve katı parçacıklar için kullanılan terim. Özellikle bazılarının çevreye ve atmosfere karışması veya bulaşması insan sağlığının en büyük tehdidini oluşturur.

KİRLETİCİ İZİ (LOOPING)
Karasız bir atmosfer içerisinde havayı kirleten duman, toz vs. gibi parçacıkların dağılımının yarattığı şekil için kullanılan terim. Genellikle kararsız bir hava içerisinde kirleticiler salınım yaparak atmosfer içerisinde yukarı doğru izler halinde şekiller oluşturur.

KİRLİLİK DAĞILIMI (LOFTING)
Üst tarafında nötr bir hava tabakası ile sınırlanmış kararlı bir hava tabakası içinde dumanın dağılım örüntüsü. Bu koşulları taşıyan katmanlardaki dağılımda alt taraf çok belirgin düz bir çizgi şeklinde iken üst tarafta az da olsa girinti çıkıntılar ve dağılmalar görülebilir.

KİRLİLİK YOĞUNLUK MODELİ (PERTURBATION MODEL)
Hava kirliliği konsantrasyonunu ölçmek için kullanılan bilgisayar modeli. Bu model, atmosferik hareketleri tanımlayan bir dizi basitleştirilmiş denklemden elde edilen çözümlerle rüzgar alanı oluşturur.

KİRŞOF YASASI (KIRCHOFF'S LAW)
Belli sıcaklık ve dalga boyunda, bütün cisimlerin radyasyonu emme ve yansıtma güçlerinin eşit olduğunu açıklayan radyasyon yasası.

KLİMATOLOJİ İSTASYONU (CLIMATOLOGICAL STATION)
İklim elemanlarının ölçülmesi için düzenlenmiş olan meteoroloji istasyonları. Dünya Meteoroloji Teşkilatı (WMO) tarafından bu istasyonlar günde üç defa gözlem yapan Büyük Klima (Principal) ve Küçük Klima (Ordinary) olarak iki ayrı grupta açıklanmıştır. Bu grupların dışında bir de yalnız yağışın gözlendiği Yağış İstasyonları ve özel amaçlı olanları vardır.

KLİNOMETRE (CLINOMETER)
Eğim açısı ölçmede kullanılan bir alet. Geceleyin bulut tabanının yerden olan yüksekliğini belirlemek için, taban ışığı, gözlemci ve bulut alt tabanına düşen taban ışığı olarak alınan üç noktaya göre eğim açısını belirleyen alet. Daha önceden açıklanmış olan "ceiling light" aletinin taşınabilir şekli.

KNİK RÜZGAR (KNIK WIND)
Alaska'da yıl boyunca görülen ama kış mevsiminde sıklığı artan kuvvetli güneydoğulu rüzgarlara verilen yerel isim.

KNOT (KNOT)
1 saatte 1 deniz mili hıza eşit hız birimi. Bu birim, denizciler ve meteorolojistler tarafından rüzgarın hızını belirtmek amacıyla kullanılır. 1 Knot'lık hız, saatte 1.151 kara miline veya 1.852 kilometreye eşittir.

KOL/BOYUN (COL)
Karşı karşıya gelen iki siklon veya antisiklon arasında kalan bölge. Nötr nokta olarak ta isimlendirilir. Bu alanda hafif ve değişik yönlerden rüzgar vardır. Hava durumu çevresinde yer alan sisteme benzer ama daha sakindir. Üç tip kol sahası vardır: Vortisitisiz, antisiklonik vortisitili ve siklonik vortisitili.

KOL/BOYUN SAHASI (SADDLE)
Kol sahası yerine kullanılan terim. Kol sahası, iki yüksek arasında kalan alçak basınç sahasını tanımlamak için kullanılır. İki yüksek basınç arasında kalmış olan alçak basınç sahasında düzenli bir basınç dağılımı, önemsiz bir gradyan, zayıf rüzgar, sakin hava, az veya parçalı bulutlu bir hava vardır. Özellikle yaz günleri öğle saatlerinden sonra zaman zaman oraj görülebilir.

KOLADA (COLLADA)
Kaliforniya Körfezinin üst tarafında kuzeybatı, alt tarafında ise kuzeydoğu yönlerden esen kuvvetli ve devamlı rüzgar.

KOLORADO ALÇAĞI (COLORADO LOW)
Güneydoğu Kolorado'da Rocky Dağlarının kuytu olan doğu taraflarında oluşan alçak basınç sistemleri. Bu sistemler oluştuğu alanı terk ettikten sonra oldukça etkin sistemlere dönüşürler.

KONA FIRTINASI (KONA STORM)
Havai Adalarına özgü, kuvvetli yağışlar ile kuvvetli güney ve güneybatılı rüzgarlarla karakterize edilen fırtınaya verilen isim. Polinezya kökenli bu kelimenin anlamı yamaç rüzgarıdır. Havai Adalarının çoğu kısmı Kuzey Ticaret Rüzgarları alanında kalmasına rağmen, adalara düşen yağışın nedeni kıyılarda yükselişe geçen havanın yoğunlaşmasıyla gerçekleşen orografik yağışlardır. Kona yağışları daha çok dağların denize bakan yamaçlarında görülür. Kona fırtınaları yılda en az beş defa tekrarlar. Fırtınayla beraber görülen kuvvetli yağış ve özellikle kuvvetli rüzgar adalar için yararlı olmasına rağmen hasar yaratıcıdır.

KONİMETRE (KONIMETER)
Örnek, birim hava parselinin toz içeriğinin belirlenmesinde kullanılan alet. Ölçümlenmek istenen hava örneği, üzerinde yapışkan bulunan bir plaka üzerinden geçirilir. Plaka tarafından yakalanan ve plaka üzerine yapışan toz parçacıkları mikroskop altında sayılır.

KONİSKOP (KONISCOPE)
John Aitken tarafından geliştirilen ve havadaki toz miktarını belirlemede kullanılan bir alet. Alet, havadaki toz parçacıklarının yoğunluğuna göre farklı renkler verir.

KONTUR (CONTOUR)
Deniz seviyesinin altında veya üstünde, eş yüksekliğe sahip noktaları birleştiren eğrilerdir. Bu nedenle, kontur çizgileri aynı zamanda yer yüzü şekillerini de yansıtır. Eğer kontur çizgileri sıkışıksa o zaman eğim dik, eğer seyrekse o zaman yer düzdür. Çizgiler arasındaki mesafe haritanın ölçeğine bağlı olduğu kadar yer şekillerine de bağlıdır. Kontur, meteorolojide yüksek seviye haritalarında sabit basınç seviyesinin deniz seviyesinden olan yüksekliğini gösterdiği için, konturların sık olması o bölgede rüzgarın kuvvetli olduğunu, seyrek olması ise orada rüzgarın zayıf olduğu anlamındadır.

KONUM/BAKI (EXPOSURE)
Güneş, yükselti, doğal ve yapay çevre şartlarının göz önünde bulundurularak, meteorolojik aletlerin kullanılacağı yerlere monte edilmesi. Meteorolojik aletler yerleştirilirken ölçmek istediği hava faktörüne uygun ortama yerleştirilmelidir. Aynı kavram, bir arazi parçasının güneş ve rüzgara göre konumunu belirtmek için de kullanılır.

KONVEKSİYON (CONVECTION)
Sıvının özelliklerinin karışması ve taşınması sonucunda sıvı içindeki kütle hareketi. Bu kavram ısı ve nemin taşınması için de kullanılır. Genellikle çökme hareketinin tersi olan dikine yukarı doğru yükselme hareketi için kullanılan bir kavram. Isı transferinde kullanılan üç yöntemden birisi. Meteorolojide, yere yakın seviyelerden ısınma veya yukarı seviyelerden itibaren soğuma sonucu atmosferde görülen dikine yukarı doğru hareket. Atmosfer içerisinde çok geniş ölçekte gerçekleşen termal konveksiyon hareketi ısınan havanın yoğunluk kaybederek yükselmesi anlamındadır. Birde mekanik konveksiyon vardır ki bu durumda hava parseli yer yüzündeki şekillerinin, engebelerin zoruyla yükselmek zorunda kalır.

KONVEKSİYON TAVANI (CEILING OF CONVECTION)
Yerden serbest yükselen termal konvektif akımların yükselebileceği en üst limit yani yerden yukarıya doğru atmosferin karalı tabakasına kadar olan yükseklik. Genelde bu yüksekliğin belirlenmesinde deniz seviyesi baz alınır.

KONVEKTİF BÖLGE (CONVECTIVE REGION)
Stratosferin alt tarafında kalan tabaka için kullanılan kavram. Bu bölgede troposferdir ki, burada konvektif faaliyetler nedeniyle sürekli hareketlilik vardır.

KONVEKTİF KARARSIZLIK (CONVECTIVE INSTABILITY)
Potansiyel kararsızlık olarak da bilinen bu tür kararsızlıkta, hava parselinin doymamış tabakası belli bir nem miktarına sahiptir ve eğer bu hava parseli yükseltilirse o zaman önce bu tabakanın alt tabakası doymuş hale gelir ve soğur, daha sonra yavaş yavaş tüm parselin lapse-rate'i eşit hale gelene kadar adyabatik olarak veya yükselme ile hava parselinin tamamı doymuş hale gelir.

KONVEKTİF ORAJ (CONVECTIVE THUNDERSTORMS)
Konvektif faaliyetler sonucunda görülen sağanak yağışla beraber şimşek ve gök gürültüsünün görülmesi.

KONVEKTİF SAĞANAK (CONVECTIVE SHOWERS)
Konvektif yağmur ile aynı gerekçelerle oluşan sağanak yağışlar.

KONVEKTİF YAĞMUR (CONVECTIVE RAIN)
Atmosferde, hava parselinin konvektif karasızlık veya dikey termal hareketler nedeniyle yükselmesi ve adyabatik soğuma sonucunda oluşan yağmur. Genellikle etkili bir yağış ve Cb bulutlu oluşumu gözlenir.

KONVEKTİF YOĞUNLAŞMA SEVİYESİ (CONVECTIVE CONDENSATION LEVEL (CCL))
Hava parselinin alttan yeterli miktarda ısıtıldığında adyabatik olarak yükselerek, doymuş hale geldiği seviye. Bu seviyenin yerden olan yüksekliği aynı zamanda yerden termal konveksiyonla oluşan cumulus tipi bulutlarında taban yüksekliği olacaktır.

KONVERJANS (CONVERGENCE)
Genellikle alçak basınç merkezlerinde görülen, bir noktaya doğru çevresinden yatay hava hareketi sonucunda kütle yığılması veya kütle artması olan bölge. Bu kütle yığılması nedeniyle çevresiyle denge sağlanıncaya kadar dikine yukarı hareket gözlenir. Yerde konverjans olması demek üst seviyelerde de tam tersi hareket olan diverjans yani dağılma olması demektir. Yeryüzü üzerinde birkaç bölgede durağan konverjans bölgeleri de vardır.

KORELATİF METEOROLOJİ (CORRELATIVE METEORLOGY)
Korelasyon yöntemini kullanarak, büyük ölçekli hava olayları arasındaki ilişkileri açıklamaya çalışan meteoroloji dalı.

KORİYOLİS ETKİSİ/KUVVETİ (CORIOLIS EFFECT/FORCE)
Dünyanın dönmesi sonucunda oluşan ve birim kütleye etki eden saptırıcı güç. Bu kuvvetin veya etkinin büyüklüğü enlem derecesine ve hava kütlesinin hareket hızına bağlıdır. Bu kuvvetin etkisiyle, Kuzey yarımkürede hareket yönü sağa doğru, Güney yarımkürede ise sola doğru saptırılır. Değeri kutuplarda en yüksek, ekvatorda ise sıfırdır.

KOROMEL (COROMELL)
Meksika'da, Kasım ayından Mayıs ayına kadar esen, genellikle akşamları etkili olan kara meltemi.

KORPOSAN (CORPOSANT)
Doğada gerçekleşen parlak ve ses çıkaran elektrik boşalımları. Daha çok fırtınalı havalarda gözlenir. Taç boşalımı veya St. Elmo's Ateşi olarak da isimlendirilir.

KOSOVA (KOSAVA)
Belgrat'ın güney doğusunda bulunan Danube'de oluşan dar vadi rüzgarlarına verilen yerel isim.

KOŞULLU/ŞARTLI KARARSIZLIK (CONDITIONAL INSTABILITY)
Kararlı doymamış havanın, karasızlık sonucunda veya havanın doymuş hale getirilmesiyle karasız yapıya dönüştürülmesi. Eğer hava doymuş haldeyse karasız, doymamış haldeyse de kararlı olarak isimlendirilir.

KOYU (DARK)
Gökyüzünün rengini tanımlamakta kullanılan bir renk. Gökyüzü koyu karanlık, alışılmamış şekilde kasvetli göründüğünde bu kavram kullanılır.

KOYU ŞİMŞEK (DARK LIGHTNING)
Şimşek çakmasında, şimşeğin renginin parlak değil de koyu olduğunu gösteren foto grafik etki. Gece çekilen şimşek resimlerinde parlak görüntü yerine koyu görüntü elde edilmesidir.

KOZMİK RADYASYON (COSMIC RADIATION)
Dünya dışında, geniş ölçekte düşünüldüğünde güneş sistemi dışında gerçekleşen çok yüksek boyutta enerji radyasyonu.

KÖRFEZ BUZU (BAY ICE)
Denizlerde sonbaharda yeni oluşan genç buzullar.

KQ (KQ)
Bofor Hava Sembolleri Sisteminde 'squall' hattı için kullanılan kısaltma.

KRAKATOA (KRAKATOA) [i,s]
Sunda Boğazında bir ada. 1883 yılında bu adada gerçekleşen dünyanın en büyük volkan patlamasından kaynaklanan volkan külleri üç yıldan fazla gökyüzünün duman renginde kalmasına neden olmuş ve gökyüzü görülememiştir. Bu adadan ismini alan Krakatoa rüzgarları, Ekvatoral bölgede 25 km. veya daha yüksek seviyelerde esen doğulu rüzgarlara denilmektedir çünkü bu rüzgarlar volkan patlaması sırasında volkan küllerinin tüm dünyaya yayılmasını sağlayan rüzgarlardır.

KRİPTON (KRYPTON)
Atmosferi oluşturan ve atmosfer içerisinde çok az miktarda bulunan asal gazlardan birisi.

KRİSTALİZE OLMA (CRYSTALIZATION)
Maddenin aynı sıcaklıkta, sıvı hale geçmeden doğrudan buhar halinden (su buharı) katı (buz) hale dönüşmesidir. Süblimasyon işleminin tersi olaydır.

KRİTİK SICAKLIK (CRITICAL TEMPERATURE)
Gazın sahip olduğu sıcaklıkta, sadece basınç ile sıvı hale getirilemediği, ancak sıcaklığın düşürülmesiyle sıvı hale geldiği sıcaklık değeri.

KROMOSFER (CHROMOSPHERE)
Güneş fotosferinin üst kısmında yer alan, yarı geçirgen ince tabaka. Güneş tutulması sırasında tam olarak gözlenebilen bir özelliğe sahiptir.

KS (KS)
Bofor Hava Sembolleri Sisteminde 'sürüklenen kar fırtınası' için kullanılan kısaltma.

KSENON (XENON)
Kuru havanın hacim olarak 8.0 * 10-6, ağırlık olarak ise 3.6 *10-5 kadar kısmını oluşturan asal gazlardan biri. Ksenonun molekül ağırlığı 131.3 'tür.

KUM (Sand)
Başıboş, serbest halde bulunan mineral, kırılmış taş gibi katı parçacıklara verilen isim. Gözlemlerde, kum olayının rasat edilebilmesi için kumun yerden belli bir yüksekliğe kadar yükselmiş ve görüşü engelliyor olması gerekir. Rasat ve METAR'larda 'SA' ile rapor edilir.

KUM FIRTINASI (SANDSTORM)
Kuvvetli rüzgarlar tarafından kum parçacıklarının havaya karışmasıyla oluşan fırtına. Bu tür fırtınalarda kum yerden 3 metreye kadar yükselir ve yükselebildiği seviye hiçbir zaman 15 metreyi geçmez. Kumla kaplı alanlarda aşırı ısınma sonucunda oluşan kuvvetli rüzgarlar gündüz boyunca gözlendiğinden, kum fırtınasını gece görmek mümkün değildir. Kum fırtınası nedeniyle görüş zaman zaman 100 metrenin altına düşer. Görüş 500 metrenin altına düştüğünde fırtına kuvvetli olarak nitelendirilir. Rasat ve METAR'larda 'SS' ile rapor edilir.

KUM SÜTUNU (SAND PILLAR)
Kumla kaplı alan ve çöllerde, gündüz aşırı ısınma sonucu oluşan konvektif faaliyetlerle meydana gelen, dönerek yükselen kum hortumu için kullanılan bir terim.

KURAK (Arid)
Klimatolojide, canlılar için gerekli yağışın olmaması ve yağışın ortalama koşullarda çok az düştüğü anlamındadır. Son derece kuru iklimler için kullanılır. Canlıların yaşamlarını sürdürecek nem yoktur. Bu tip iklimlerde, ancak bu koşullarda uyum gösterebilen canlılar yaşamlarını sürdürebilir.

KURAK DÖNEM (DRY SPELL)
Belli bir bölgede, belli bir yerde, iki haftadan az olmamak üzere yaşanan yağışsız veya kayda değer yağışın olmadığı dönem. Bu süre bir ayı geçerse o zaman da kuraklık olarak tanımlanır.

KURAK/YARIKURAK (SUBARID)
Ekolojik koşullarla bağlantılı olarak iklimleri kendi içerisinde alt bölümlere ayırırken kullanılan terim. Terimin anlamı yarı kuraktır. 'Subhumid' yani yarı nemli sayılan iklimlerde, iklimin temel özelliği olan uzun boylu çayır ve otlaklar ile yer yer görülen ağaç ve çalılıklar yerine yarı kurak iklimde, ağaçsız ve çalısız kısa boylu çayır ve otlaklar görülür. Step iklimi bu tanıma iyi bir örnektir.

KURAKLIK (DROUGHT)
Ciddi hidrolojik dengesizliğin neden olduğu, yağış eksikliği, su yoksunluğu ve aşırı derecede kuru hava koşulları. Genel anlamda, uzun süren kuraklık dönemi. Kuraklık için hem zaman hem de yağış miktarı olarak bir değer vermek mümkün olmamakla birlikte, tarım ürünlerinin kuruması ölçü alınabilir. Kuraklığın temel nedeni olarak yağış eksikliği alınmakla birlikte, sıcaklık, rüzgar yön ve hızı, toprak özelliği, buharlaşma, bulutluluk ve ekili bitkilerin hangi gelişim aşamasında olduğu da bu problemin birer parçasıdır.

KURAKLIK/KURUMA (EXSICCATION)
İklimbiliminde, yağışların miktarında herhangi bir azalma olmaksızın, bir bölgede değişik nedenlerle ve özellikle de süzülme nedeniyle, nem miktarının azalması ve kuraklığın başlaması durumu. Yağış yokluğundan oluşan kuraklıktan farklıdır. Bir bataklığın zaman içinde kuruması bu olaya bir örnektir.

KURO ŞİYO (KURO SHIO)
Ana kolu Kuzey Pasifik'in genel akıntısına karışmadan önce, Japonya'nın güney kıyıları boyunca kuzey doğuya doğru akan, 'mavi tuz/siyah akarsu' gibi anlamlara gelen, koyu mavi renkte bir sıcak su akıntısı. Bu akıntı,yukarı enlemlere sıcaklık taşıması nedeniyle Atlantik Okyanusundaki Golf Stream sıcak su akıntısını andırır. Kuro Shio'nun bir kolu da Japon Denizine dökülür.

KURTOSIS (KURTOSIS)
Ortalamaya göre simetrik fakat normal frekans dağılımına yakın olduğundan veya ortalamadan uzak olduğu durumdan daha fazla değer gösteren frekans dağılım özelliği için kullanılan terim.

KURU ADYABAT (DRY ADIABAT)
Kuru hava veya su buharı içermeyen hava parselinin yükseltilmesi. Bir hava parseli yükseltildiğinde, basıncı düşer, yükseklikle basınç düştüğünden genleşme nedeniyle sıcaklık da düşer. Hava parseli kuru olduğu ve adyabatik olarak yükseltildiğinde, sıcaklığı her 100 metrede 1 °C düşer.

KURU ADYABATİK ORAN (DRY ADIABATIC RATE)
Hava parselinin adyabatik olarak yükseltilmesi ve alçaltılması sürecinde kuru hava parselinin soğuma ve ısınma oranı. Lapse-rate'in nötr olması durumunda, kuru adyabat lapse-rate oranı 102.39 m.de 1°C'dir.

KURU ARALIK (DRY SLOT)
Özellikle uydu görüntülerinde ve su buharı görüntülerinde çok net izlenebilen, büyük ölçekli basınç sistemleri veya sinoptik ölçekte, doğu ve güney yönlerden sokulan bulutsuz, kuru hava.

KURU BUZ (DRY ICE)
Bulut tohumlama yani yapay yağış elde etmede kullanılan, katı karbondioksit için kullanılan bir terim.

KURU DUMAN (HAZE)
Atmosfere puslu görüntü ve süt rengini veren, görüşü kısıtlayan, çıplak gözle bakıldığında tek tek parça olarak algılanamayan, nemsiz, iyi dağılmış, küçük kum, tuz veya duman parçacıklarından oluşan görüş kısıtlayıcı tabaka. Kuru dumanın rapor edilmesinde herhangi bir görüş limiti olmamasına rağmen meteorolojik anlamda değerlendirmede, pratikte görüşün 1 km'den fazla 2 km'den az olması gerekmektedir. METAR ve gözlemlerde 'HZ' olarak rapor edilir.

KURU DUMAN HATTI (HAZE LINE)
Atmosferin alt tabakalarında, içinde bulunup nefes aldığımız kuru dumanlı tabaka ile hemen bu tabakanın üst seviyelerinde bulunan kısmen açık ve temiz hava tabakası arasındaki sınır. Bulutsuz ve enverziyonlu bir havada kuru duman sınırı keskin hatlarıyla çok belirgindir.

KURU HAT (DRY LINE)
Kuzey Amerika'da, Güneybatının kuru çöl hava kütlesi ile Meksika Körfezinden gelen nemli hava kütlesi arasındaki sınır. Bu sınır ilkbahar ve yaz aylarında kuzey - güney ekseninde uzanarak orta ve güneydeki yüksek platoları ikiye ayırır. Kuru hattı geçer geçmez, nem düşer, gökyüzü pırıl pırıl olur, güneydoğudan esen rüzgarlar aniden güney, batı ve güneybatı yönünde kırılır.

KURU HAVA (DRY AIR)
Meteorolojide, çok düşük nispi nem oranına sahip olan ve aktif olarak çok fazla buharlaşmanın olduğu hava parseli. Kuru hava sayılabilmesi için gerekli olan nispi nem oranın % 60'dan aşağı olması gerekir.

KURU HAZNELİ TERMOMETRE (DRY BULB THERMOMETER)
Psikrometreyi oluşturan termometrelerden kuru hazneli olanı. Islak termometrenin bitişiğindeki hava sıcaklığını ölçen termometre.

KURU PUS (DRY HAZE)
Tek tek çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük kuru kum ve tuz parçacıklarının görüşü engelleyecek şekilde havada asılı olması durumu.

KURU PUS (SHIMMER)
Tek tek çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük kuru kum ve tuz parçacıklarının görüşü engelleyecek şekilde havada asılı olması durumu.

KURU SİS (DRY FOG)
Gerçek anlamda su buharından oluşan sis olmayıp, havaya karışan duman ve tozların oluşturduğu kuru duman. Kuru duman genellikle hava sıcaklığının işba sıcaklığından birkaç derece yüksek olduğu durumlarda gözlenir.

KUTU MODELİ (BOX MODEL)
Hava kirliği yoğunluğunu belirlemede kullanılan bir bilgisayar modeli.

KUTUP İKLİMİ (POLAR CLIMATE)
Kuzey ve Güney yarımkürelerde 60 ° ile 90 ° enlemleri arasında hüküm süren iklim tipi. Köppen'in sınıflamasına göre, kutupsal iklim ikincil bir ayrıma tabi tutulmuştur. Bunlardan birincisi Tundra iklimidir ve bu iklimde en sıcak ayın ortalama sıcaklığı 0 ile 10 °C arasındadır. Diğeri ise 'sürekli buz iklimidir' ve bu iklimde de en sıcak ay ortalama sıcaklığı 0 °C'nin altındadır.

KUTUP YILDIZI KAYDEDİCİSİ (POLE STAR RECORDER)
Kutup yıldızına odaklanmış, sabit uzun menzilli bir kamerayla, geceleyin karanlıkta bulut miktarını belirlemeye yarayan alet. Eğer geceleyin hava açıksa kamerada sadece kutup yıldızının dairesel görüntüsü elde edilir. Eğer gökyüzünde bulut varsa o zaman kuzey yıldızının yuvarlak görüntüsü üzerine bulut miktarı kadar karartı düşer yani tam kutup yıldızının dairesel görüntüsü elde edilemez.

KUTUP-DENİZSEL HAVA KÜTLESİ (POLAR MARITIME AIR MASS)
Hemen hemen cP ile aynı özellikleri taşıyan kutupsal kuşakta denizler üzerinde oluşan ve Bergeron sınıflamasında mP olarak simgelendirilen hava kütlesi. Bu hava kütlesinin ekvatora doğru hareketi sırasında sahip olduğu soğuk, kuru ve aşırı düzeydeki kararlı yapı, sıcak su yüzeyleri üzerinde hareketi sırasında alttan ısınıp nem kazanmasıyla birlikte koşullu karasız yapıya bürünür. Bu özellikleriyle mPw hava kütlesi cPw hava kütlesine benzer. mPk hava kütlesi ise üzerinde bulunduğu su yüzeyinden daha soğuk olduğu için aşağıdaki özellikleri taşır: Artan sıcaklık, artan nem, düz lapse-rate, kararsızlık, türbülans, hamleli rüzgar, cumulus veya cumulonimbus tipi bulutlar, kapalılığı sürekli değişen bir gökyüzü, aniden başlayıp biten kar sağanağı ve 1000 feetten daha az bulut taban yüksekliği.

KUTUP-KARASAL HAVA KÜTLESİ (POLAR CONTINENTAL AIR MASS)
Bergeron sınıflamasında Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa'nın kuzey kesimlerinde oluşan cP ile simgelenen hava kütlesi. Bu hava kütlesinin temel özellikleri: Düşük yer sıcaklığı, alt seviyelerde kararlılık, sık sık görülen sıcaklık enverziyonu, kilogramda bir gramdan daha az nem miktarı yani çok kuru hava ve 3 km. den daha az dikey genişlik. Kutup Karasal Hava kütlesi üzerinde hareket ettiği yüzeyden daha soğuk olursa (cPk), hareketi sırasında alttan ısınarak nem kazanır ve kararsızlaşma eğilimi gösterir. Bu durumda bu hava kütlesi konvektif bulutlar, türbülans, iyi bir görüş, yağmur veya kar sağanakları ve hamleli rüzgarlarla tanımlanır. Kutup Karasal Hava kütlesi üzerinde hareket ettiği yüzeyden daha sıcak olursa (cPw), o zaman hava kütlesi, stratiform tipi bulutlarla, kötü görüş mesafesiyle, çisenti ve sıcaklık enverziyonu ile tanımlanır. Bu durumda hava alttan soğumaya başlar ve kararlı yapıya bürünür.

KUTUPLAR (POLES)
Yeryüzünde Kuzey ve Güney enlemlerinin 90° coğrafi noktalarıdır.

KUTUPLAŞMA (POLARIZATION)
Düz bir yüzey üzerinde, bir elips veya eğri üzerinde düzenli bir şekilde ters elektromanyetik titreşimlerin yer aldığı güneş enerjisi durumu. Normalde radyasyon polarize olmamış durumdadır ve polarize olabilmesi için belli özel süreçleri geçirmesi gerekir. Gökyüzünde, ışığın polarize olmadan geldiği üç nötr nokta vardır. Bunlar: Arago, Babinet ve Brewster. Diğer tüm noktalardan gelen ışınlar açık bir gökyüzünde mevsime, yere, güneşin yükseltisine ve diğer koşullara bağlı olarak polarize olurlar

KUTUPSAL (POLAR)
Kuzey ve güney yarımkürede 60 ° ile 90 ° enlemleri arasını ve bu kuşakta gerçekleşen hava olaylarını tanımlamada kullanılan bir terim.

KUTUPSAL AKINTI (AB-POLAR CURRENT)
Her iki kutuptan ekvator yönüne doğru görülen hava akımı.

KUTUPSAL CEPHE (POLAR FRONT)
Kutup kaynaklı hava kütleleri ile 60° enlemlerine kadar uzanan tropikal kaynaklı hava kütleleri arasında gözlenen cephe. Kutupsal cephe olarak isimlendirilen bu hattın özelliği, aşağı enlemlerden gelen batılı akışlarla kutuplardan gelen kuzeyli akışların buluşma yeridir. Kuzey ve Güney Yarımkürelerde yaz ve kışa bağlı olarak kutupsal cephe yer değiştirir. Örneğin, yaz aylarında Kuzey Yarımkürede kutupsal cephe tropikal havanın itmesiyle daha kuzeye çekilirken kışın aktif olan kutupsal kaynaklı hava tropikal havayı daha güneylere iter ve orta enlemler dahil geniş bir alanda etkili olur. Kısaca, kutupsal cephe; kutupsal hava kütlesi ile tropikal hava kütlesi arasındaki yarı süreli, yarı kalıcı sınır olarak tanımlanır.

KUTUPSAL HAVA DEPRESYONU (POLAR AIR DEPRESSION)
Homojen kutupsal hava kütlesinde çoğunlukla kışın oluşan ve cephesel bir özellik göstermeyen ikincil depresyonlar için kullanılan terim. Britanya Adaları yakınlarında gelişme genellikle kuzeyli ve kuzeybatılıdır. Kutupsal hava depresyonları genel akımlar doğrultusunda hareket eder ve nadiren de olsa depresyon merkezi yakınlarında ve önünde basınç gradyanı oluşursa yağış gözlenir.

KUTUPSAL HAVA KÜTLESİ (POLAR AIR MASS)
Yüksek enlemlerde oluşan hava kütlesi. Karasal Kutup Hava kütlesi (cP), geniş soğuk yüzeyler üzerinde meydana gelir ve düşük neme sahip olması nedeniyle oldukça kararlı bir yapıya sahiptir. Denizsel Kutup Hava kütlesi (mP), sıcak sular üzerinde oluşur ve yüksek nem nedeniyle daha az kararlıdır.

KUTUPSAL JET (POLAR JET)
Kutupsal hava ile subtropikal hava arasındaki sınırı belirten, izoterm sıklaşması ve kuvvetli dikey rüzgar kırılmasıyla karakterize edilen jet. Genellikle güney ve kuzey olmak üzere iki ayrı dala ayrılır ve jet ekseni kuvvetli sürekli batılı rüzgarlardan oluşur. Orta enlemlere yerleşen alçak ve yüksek basınç merkezlerinden etkilendiğinden pozisyonu, yüksekliği ve rüzgar hızı sürekli olarak değişkenlik gösterir ama Kuzey yarımkürede kışın güneye, yazın ise kuzeye doğru kayar. Yine kışın, jetin rüzgar hızı, yaz mevsimindekine göre daha fazladır.

KUTUPSAL YÖRÜNGELİ UYDULAR (POLAR ORBITING SATELLITE)
Yörüngesi yerkürenin her iki kutup noktası üzerinden geçen uydular için kullanılan tanımlama.

KUVVETLENME (INTENSIFICATION)
Yüksek basınç merkezi ve yüksek merkez için sinoptik meteorolojide kullanılan bu terim, sistemin merkezindeki değerin sayısal olarak arttığı veya sistem çevresindeki gradyanlarda zamanla bir artış olduğu anlamına gelir. Kuvvetlenmenin zıt anlamlısı 'zayıflama'dır.

KUYTU (LEE)
Bir objenin, bir engelin veya dağ, tepenin rüzgar almayan, tarafı. Özellikle dağ ve tepelerin rüzgar almayan kuytu tarafları rüzgarın direk etkisinden ve kuvvetinden korunmuş olur.

KUYTU/YAMAÇ DEPRESYONU (LEE DEPRESSION)
Dağ veya tepelerin kuytu taraflarında oluşan orografik alçak basınç merkezlerine verilen isim. Dağların kuytu taraflarında tamamen dinamik süreçlerle oluşan bu alçak basınç merkezlerinde genellikle cephe görülmez. Çok az da olsa dağınık bulutlar gözlenebilir.

KUYTU TROFU (LEE Trough)
Doğru açıyla esen rüzgarın tam karşı tarafında kalan dağın kuytu tarafında oluşan basınç trofu.

KUYTU/RÜZGARALTI (LEEWARD)
Rüzgar alan tarafın tam zıt yönü. Rüzgardan uzak, rüzgarsız taraf. Kuytu kelimesi ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

KUZEY IŞIKLARI (NORTHERN LIGHTS (AURORA))
Güneşten radyan enerjinin emilmesi orta ve yüksek enlemlerde atmosferin üst seviyelerle ilişkisi sonucu oluşan ışık. Her iki yarımkürenin kutuplarına yakın bölgelerde parlaklığı sürekli değişen bir yapıya sahiptir. Kuzey yarımkürede oluşan tipine Kuzey ışıkları güney yarımkürede oluşan tipine ise "aurora australis" adı verilir. Auroranın rengi çoğunlukla beyaz olmakla birlikte, zaman zaman kırmızı, sarı, yeşil renkte de görmek mümkündür. Şekil olarak ise yay, ince uzun çizgi, ışın, ışın demeti, patlama veya çok hızlı hareket eden ışık şeklinde olabilir. Oluş yükseklikleri yerden 100-1 000 km. arasıdır. Bu ışık olayları, yüksek atmosferde elektrik boşalımından oluşur.

KUZEY PASİFİK YÜKSEĞİ (NORTH PASIFIC HIGH)
Kuzey Pasifik Okyanusunda oluşan yarı durağan, subtropikal yüksek basınç alanı. Yaz aylarında kuzey yarımkürede kuvvetli etkisini gösterirken, Alözyen Alçak Basıncının fazlaca etkili olduğu kış aylarında ekvatora doğru yer değiştirir.

KUZEYBATILI (NOR'WESTER)
Kuzeybatıdan esen rüzgar veya fırtına. Yeni Zelanda adalarında dağların doğu yamaçlarında esen kuru, sıcak ve fön tipi rüzgar. Bu rüzgarların oluşum nedeni kararsızlık hattı ile birlikte görülen konvektif faaliyetlerdir.

KUZEYDOĞULU (NOR'EASTER)
Kuzey Amerikanın doğu kıyılarının açıklarında oluşan siklonik fırtınalara verilen isim. Bu kış hava olayları, Atlantik sahillerinde yapısal hasara neden olmasıyla, sahil erozyonlarıyla, sahilleri döven kuvvetli dalgalarıyla, kuvvetli yağmur ve kar yağışıyla ünlüdür. Bu fırtınalar sırasında görülen fırtınalar yoğunlukta kasırganın gücünü aşabilir. Kuzeydoğulu adını ise, okyanusta fırtınanın önünden sahile doğru esen sürekli kuvvetli kuzeydoğulu rüzgarlardan alır.

KUZEYDOĞULU (NORTH EASTER)
Kuzeydoğudan esen rüzgar veya fırtına. New England ve Orta Atlantik ülkelerinde kuzeydoğu yönlerden esen orta kuvvette ve kuvvetli rüzgarlara verilen isim.

KUZEYLİ (NORTE)
Kuzeyli kelimesi yerine Meksika Körfezi ve Orta Amerika'da kullanılan kelime.

KUZEYLİ (NORTHER)
Birleşik Devletlerin güneyi, Meksika Körfezi ve Orta Amerika'da, kutupsal yüksek basınç merkezlerinin güneye doğru hareketi sonucu kış boyunca esen, kuzeyli, soğuk ve kuvvetli rüzgar. Bu rüzgarların etkili olduğu yerlerde hava sıcaklıkları saatte 10 veya 3 saatte 25 dereceye varan düşüşler gösterir.

KÜÇÜK GEMİ İHBARI (SMALL CRAFT ADVISORY)
Denizlerde veya büyük göllerde küçük gemicilerin can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla rüzgar hızının 20 ile 34 Knots arasında esmesi durumunda yayınlanan hava durumu ihbarları.

KÜÇÜK ÖLÇEK (MICROSCALE)
Türbülans, rüzgar sirkülasyonu ve bulut örüntüsü gibi hem yatay eksende çapı 2 km.yi geçmeyen küçük bir alanı etkileyen hem de süresi 5 dakikayı geçmeyen kuvvetli meteorolojik olayları belirtmede kullanılan terim. Küçük ölçekli meteorolojik olayların kaynağında daha çok o yerde yaşanan hava sıcaklığında oluşan ani değişiklikler yatar.

KÜÇÜK SALLANTILAR (MICROSEIMS)
Depremler, patlamalar, endüstriyel ve trafik faaliyetleri gibi etkenlerden kaynaklanmayan, toprakta gözlenen yarı periyodik hareketler ve salınımlar için kullanılan terim. Salınımların periyodu saniyenin küçük bir kısmından birkaç dakikaya kadar uzanabilir. Küçük sallantıların temelinde rüzgarların okyanuslara yaptığı etkinin yattığı düşünülmektedir. Okyanuslara rüzgarların yaptığı etki sonucunda okyanus tabanında yaşanan değişiklikler karalarda da küçük oynamalara neden olmaktadır. Bu küçük oynamalar bir anlamda yaklaşmakta olan bir fırtınanın da habercisi olmaktadır.

KÜÇÜK YÜKSEK (BUBBLE HIGH)
Orajla beraber, dikey kararsızlık ve yağış tarafından oluşturulan küçük yüksek. Bu yüksekte aşağı doğru oluşan faaliyetler nispeten soğuk ve farklı hava kütlelerinin özelliklerini yansıtır. Üzerinde tırmanan karasız hava ise squall hattı oluşturur. Mezo yüksek olarak ta isimlendirilir.

KÜKREYEN KIRKLAR (ROARING FORTIES)
Denizcilikte, Güney Yarımküredeki okyanuslarda, ılıman enlemlerin hakim rüzgarı olan batılı rüzgarları (40 ° Güney Enleminin aşağı taraflarını) belirtmek için kullanılan bir deyim.

KÜMÜLİFORM (CUMULIFORM)
Dikey gelişmelerle tanınan ve su damlacıklarından oluşan bulut türü. Damlacıkların yoğunluğu nedeniyle güneş ışınlarını geçirmezler ve yeryüzünde gölge yaparlar. Taban seviyeleri bir çizgiyi andırırken, tepeleri, kubbeye veya karnabahara benzer. Dikey yükselmeden dolayı genellikle konveksiyonla birlikte anılırlar. Bu bulutların tabanı genellikle yerden 3 000 feetten fazla yüksek değildir ama tepeleri sıcak kuşakta ve tropik enlemlerde troposfer seviyesinin de üstüne kadar gelişebilir. Alçak bulut sınıflaması içinde yer alır ve cumulus ile cumulonimbus gibi çeşitleri vardır. Bu bulut tipinin zıt anlamda kullanımı ise yatay gelişme gösteren ve tabaka bulutları olarak isimlendirilen stratiform tipi bulutlardır.

KÜMÜLONİMBUS (CUMULONIMBUS) (Cb))
Çoğunlukla tepesi örs şeklindeki cirriform tipi bulutla tamamlanmış dikey olarak çok fazla gelişmiş cumulus bulutu. Oraj bulutu olarak da bilinir. Kuvvetli sağanak yağış, şimşek, gök gürültüsü, bazen dolu, kasırga, kuvvetli ve hamleli rüzgar en belirgin özellikleridir. Boyu enine göre daha fazla olan, alt tabakaları su damlaları üst tarafı ise buz kristallerinden oluşan yapıda bir bulut. Cb bulutu bir bulut fabrikasıdır. Uzantıları zaman zaman bir cirrus buluta, bazen altocumulus veya stratocumulusa dönüşür.

KÜMÜLONİMBUS MAMATUS (CUMULONIMBUS MAMMATUS)
Cb bulutlarının altlarında oluşan kese veya hayvan memesini andıran bölümleri. Kuvvetli hava olaylarına neden olmamalarına rağmen fırtınalarla birlikte görülürler. Birçok fırtınada örsün altında yer aldıkları gözlenmiştir, konvektif faaliyetten uzak oldukları için şekilleri yavaş değişir. Alt kısımlarında orta kuvvette türbülans gözlenir. Literatürde Mammatocumulus olarak geçer.

KÜMÜLÜS (CUMULUS)
Üç ana bulut şeklinden (diğerleri cirrus ve stratus) ve iki alçak bulut tipinden biri. Tabandan tavana doğru dikey olarak gelişir. Düz bir taban ile kubbe veya karnabahar benzeri tepelerle tanınır. Taban yüksekliği 3 000 feet civarında iken tavan yüksekliği yer ve zamana göre değişir. Küçük ve ayrı olarak gelişen kümülüsler (cumulus humilis) hafif hava olaylarına neden olurken, yeryüzünün ısınmasından dolayı yerden ısı kazanması sonucu gün boyunca dikey olarak gelişir ve tepe yüksekliği 20 000 feet veya troposfer seviyesine ulaşabilir. Belli atmosferik koşullar sağlanırsa, çok büyük kütleli bulut şekline dönebilir, tepeleri kule şekline dönüşür (cumulus congestus) ve sağanak yağışlara neden olur. Daha da gelişmesi durumunda ise Cb bulutuna dönüşür.

KÜMÜLÜS FRAKTUS (CUMULUS FRACTUS)
Düzensiz parçalar halinde görülen, Lime lime cumulus bulutları. Cirrus bulutları içinde görünmez ama stratus bulutları içinde görülür.

KÜMÜLÜS HÜMİLİS (CUMULUS HUMILIS)
Basık görünüşlü, dikey gelişmenin çok az veya hiç olmadığı cumulus bulutları. Gelişmeleri sıcaklık enverziyonu ile sınırlıdır. Bulutun alışılmamış benzer/homojen bir yüksekliği vardır. İyi hava kümülüsleri olarak bilinir.

KÜMÜLÜS KONGESTUS (CUMULUS CONGESTUS)
Keskin hatlı, çok kuvvetli dikey hareketlere sahip, tepesi kule yapabilen ve karnabahara benzeyen bulut. Bol sağanak yağış bırakır ve Cb bulutu içinde gelişir. Kule/tepe yapan cumulus olarak ta bilinir.

KÜMÜLÜS MEDİOKRİS (CUMULUS MEDIOCRIS)
Orta seviyede bir dikine faaliyet ile tepeleri tam belli olmayan cumulus. Yağışa neden olmaz ama eğer tepe yaparsa veya Cb'ye dönerse yağışa neden olabilir.

KÜRESEL GRUP/BİRLİK (RESEAU MONDIAL)
Ekvatoral, tropik, ılıman ve kutup bölgelerinden tüm küreyi temsil edecek şekilde seçilmiş yer ve yüksek seviye istasyonlarından elde edilen gözlemleri kullanarak büyük ölçekli atmosferik olayları ve atmosferin genel sirkülasyonu üzerinde çalışmalar yapan dünya çapındaki organizasyonlar için kullanılan tanım.

KZ (KZ)
Bofor Hava Sembolleri Sisteminde 'kum ve toz fırtınası' için kullanılan kısaltma

Son Güncelleme ( Thursday, 20 October 2005 )
 
 
 
Anketler
TTBD Toprak Kongreleri
  
En Son Haberler
SÖZLÜK

Tüm Sözlükler

www.SOZLUKCE.com

YENİ

KİTAPLIK

Popüler
Son Dosyalar
 Tekstür Hesaplama V2.0(324)
 Tekstür Hesaplama(267)
 TOPRAK Nedir?(467)
 UDS Çalışma Paketi(927)
 KPDS 2005 MAYIS(644)
 KPDS 2004 KASIM(369)
 KPDS 2004 MAYIS(296)
 KPDS 2003 MAYIS(309)
 ÜDS 2004 MART(1690)